<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Gerçek Bilinsin!</title>
	<atom:link href="http://www.paganx.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.paganx.org</link>
	<description>In Soviet Russia, truth knows YOU!!</description>
	<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 18:38:03 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Muhafazakarlık</title>
		<link>http://www.paganx.org/muhafazakarlik.html</link>
		<comments>http://www.paganx.org/muhafazakarlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 17:15:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PaganX</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[akp]]></category>

		<category><![CDATA[dinci]]></category>

		<category><![CDATA[gericilik]]></category>

		<category><![CDATA[islamcı]]></category>

		<category><![CDATA[muhafazakar]]></category>

		<category><![CDATA[muhafazakarlık]]></category>

		<category><![CDATA[yobazlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paganx.org/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[Çok açık konuşuyorum, muhafazakarlık, sahip olduğun beyni, ilkel ve barbar çöl kabilelerinin oluşturduğu binlerce yıllık bir dünya görüşünün bir tarafına sokmak ve böylece gerçek hayatla bütün bağlantını koparıp 21. yüzyıla adaptasyon problemleri yaşamak anlamına gelir.
Muhafazakarlık, genel olarak, düzen ne kadar berbat olursa olsun var olan düzeni koruma ideolojisi ve bir akıl hastalığıdır. Algılama hatalarının tamamen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Çok açık konuşuyorum, muhafazakarlık, sahip olduğun beyni, ilkel ve barbar çöl kabilelerinin oluşturduğu binlerce yıllık bir dünya görüşünün bir tarafına sokmak ve böylece gerçek hayatla bütün bağlantını koparıp 21. yüzyıla adaptasyon problemleri yaşamak anlamına gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Muhafazakarlık, genel olarak, düzen ne kadar berbat olursa olsun var olan düzeni koruma ideolojisi ve bir akıl hastalığıdır. Algılama hatalarının tamamen gerçek dışı bir dünya görüşüne neden olmasıyla tanımlanır. Paranoya, psikoz ve aşırı boş konuşma muhafazakarlıkla bağlantılıdır.<span id="more-332"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Aslında muhafazakarlar birşeyleri muhafaza etmeye çalışmaz. Onlar da değişim ister ama geriye doğru. Muhafazakarların temel amacı bundan yaklaşık 150 sene öncesine, bütün kadınların kara çarşafa büründüğü, herkesin görücü usülü evlendiği, kız ve erkeklerin ayrı okullarda okutulduğu, 1 erkeğin 4 veya daha fazla kadınla evlenebildiği, padişahlık ve hilafetin var olduğu, okullarda dinden başka bir şey öğretilmediği, radyodan günün 12 saati Kuran okunduğu ve sokağa çıktıklarında görmek istemedikleri kimseyi görmeyecekleri bir dünyaya geri dönmek.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha doğrusu, bir muhafazakar her şeyin bir önceki kuşakta yaşanmış olduğu gibi yaşanması ister ve tabi bir önceki kuşağın muhafazakarları da kendilerinden bir önceki kuşağın yaşamış olduğu gibi yaşamak istiyordu ve bu geriye doğru devam eder, yani, kuşaktan kuşağa geriye giderek muhafazakarlar insanlığın tekrar mağara adamlığına dönmesi gerektiğine inanır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.paganx.org/wp-content/kesisim.jpg" alt="" width="400" height="329" /></p>
<p style="text-align: justify;">Muhafazakar bir şahıs, gerçek hayatla sadece evden çıkıp alışveriş merkezine gittiğinde bağlantı kurar ki, bu süre içinde, çocukluğundan beri yıkanan beynine kazınan dualar ve bastırılmş duyguları onları dünya görüşleriyle ters düşecek her şeyden korur (mesela -düşünmekten-). Onlara göre her türlü yenilik, her türlü farklı düşünce, her türlü farklı insan yaşadıkları, zengini daha zengin etmek ve birilerini sömürmek için koyun gibi kullanıldıkları zavallı hayata karşı bir tehdittir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşin en acı tarafı, muhafazakarlar bundan binlerce yıl önce Yunanlılar dünyanın çapını hesaplarken ve bugünki kütüphanelerden bile büyük kütüphaneler kurarken, hiçbiri okuma-yazma bilmeyen bir kabilenin (Yahudilerin), insanları koyun gibi kontrol altında tutmak için uydurduğu o gün bile barbarca kabul edilen cinsellik-takıntılı, hoşgörüsüz, şiddet dolu ve düpedüz sapık ahlak anlayışını ve dünya görüşünü bütün hayatları için rehber edinir ve tüm topluma da empoze etmeye çalışırlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Amerika ve Avrupa&#8217;da Muhafazakarlığın Tarihi Özeti</strong></p>
<p style="text-align: justify;">- Birileri okuma-yazmanın serbest olması gerektiğini iddia etti ve muhafazakarlar karşı çıktı.<br />
- Birileri hastaları iyileştirmek için dua yerine &#8220;modern TIP&#8217;ın&#8221; kullanılmasını istedi ve muhafazakarlar karşı çıktı.<br />
- Birileri dünyanın yuvarlak olduğu ve güneş etrafında döndüğünü iddia etti ve muhafazakarlar karşı çıktı.<br />
- Birileri köleliğin kaldırılması için ayağa kalktı ve muhafazakarlar karşı çıktı.<br />
- Birileri kadınların oy verebilmesi için ayağa kalktı ve muhafazakarlar karşı çıktı.<br />
- Birileri 70 milyon insanı öldüren bir savaşı başlattı ve muhafazakarlar destek verdi.<br />
- Birileri zenciler ve beyazların evlenebilmesi için ayağa kalktı ve muhafazakarlar karşı çıktı.<br />
- Birileri zencilerin kişilik hakları için ayağa kalktı ve muhafazakarlar karşı çıktı.<br />
- Birileri eşcinsellerin hakları için ayağa kalktı ve muhafazakarlar karşı çıktı.<br />
- Birileri hasta insanları iyileştirebilmek için kök-hücre araştırmalarına başladı ve muhafazakarlar karşı çıktı.<br />
- Birileri Irak&#8217;a savaş açıp yüz binlerce insanın ölümüne neden oldu ve muhafazakarlar destek verdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Semptomlar</strong></p>
<p style="text-align: justify;">- Her türlü ahlaki gelişime, güzelliğe ve yeniliğe karşı kayıtsız, şartsız parazitlik yapmak.</p>
<p style="text-align: justify;">- Binlerce yıl önce bilinmeyen insanlar tarafından oluşturulmuş dogmatik ve dağınık bir dünya görüşüne körü körüne bağlılık.</p>
<p style="text-align: justify;">- Deniz veya Baykal kelimelerini duyar duymaz saldırmaya programlanmış olmak.</p>
<p style="text-align: justify;">- Deniz Baykal veya CHP&#8217;yi konuya katmadan FB-GS maçını bile tartışamamak.</p>
<p style="text-align: justify;">- Ülke fakirlik içinde ve kriz halkın kalbini delip geçmişken her şeyin çok iyi gittiğine inanmak.</p>
<p style="text-align: justify;">- Müslümanım diye geçinip, 0 derece soğukta günlerce eylem yapan işçilerden, sırf iktidara karşı eylem yapıyorlar diye, nefret etmek ve görmezden gelmek.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hayata &#8220;cinsel organından bakmak ve insanları açıkça cinsel obje olarak görmek. Yani insanları kalpleri ve beyinleriyle değil cinsel hayatlarıyla yargılamak. Bu bağlamda:</p>
<p style="text-align: justify;">a) Kadınları cinsel obje olarak görüp, erkekleri tahrik etmemeleri için onların kapanması gerektiğini iddia etmek ve onlara küçükken &#8220;normal&#8221; olarak lanse edilen cinsel normların dışına çıkmış tüm kadınları lanetleyip, toplum dışına itme isteği.<br />
b) Onlara küçükken &#8220;normal&#8221; olarak lanse edilen cinsel normların dışına çıkmış tüm erkekleri lanetleyip, toplum dışına itme isteği.<br />
c) Kendilerine normal olarak lanse edilen binlerce yıl öncesinin okuma-yazma bilmez barbar kabilelerinin katı cinsel normlarına ve cinsiyet rollerine sorgulamadan körü körüne bağlılık.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kendileri kadar muhafazakar olmayan herkesi &#8220;kafir ilan etme ya da Müslümandan saymama&#8221; eğilimi ve her türlü hareketi, her türlü kişisel hırsı ve nefreti için İslam dinini bahane etme eğilimi.</p>
<p style="text-align: justify;">- 18 yaşından küçük herkesi korunmaya muhtaç canlılar olarak görüp kendisini onlara neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu anlatabilecek kadar zeki sanmak.</p>
<p style="text-align: justify;">- TV&#8217;lerdeki intihar, cinayet, adam kesme, patlama, savaş sahnelerini zevkle izleyip, iki kişi öpüştüğünde panik olup kötü etkilenmesin diye 17 yaşındaki çocuğu(!) odasına yolladıktan sonra direk RTÜK&#8217;e telefon açıp programı şikayet etmek.</p>
<p style="text-align: justify;">- Padişahlığı ve hilafeti geri getirme özlemi.</p>
<p style="text-align: justify;">- Paranoya. En ufak bir yeniliğin ya da farklı bir insanın onu veya toplumu tehdit ettiğini sanıp paniklemek. Özellikle &#8220;aile hayatınının&#8221; devamlı tehdit altında olduğu korkusuyla yaşamak.</p>
<p style="text-align: justify;">- Devamlı psikozlar. Kendi kafasında kurduğu gerçeklere inanıp, gerçek hayatta insanların yaşadıklarını algılayamama ve dünya görüşünü bu sahte gerçekler üzerine kurma.</p>
<p style="text-align: justify;">- Vakit, Yeni Şafak, Zaman veya Milli Gazete okuyup bu paçavraların söylediği, yazdığı ve çizdiği her şeye körü körüne inanma eğilimi.</p>
<p style="text-align: justify;">- Özgürlük, liberalizm, demokrasi diye bağırıp kendisi gibi olmayan herkesin özgürlüğüne ve demokratik haklarına karşı acımasız düşmanlık.</p>
<p style="text-align: justify;">- Barbie bebeklerinden tahrik olmak.</p>
<p style="text-align: justify;">- Dünya görüşüne ters ve aykırı gelen her türlü bilimsel gerçeği reddetmek.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kanal 7 veya STV&#8217;de &#8220;büyü, muska, sihir ve cinler&#8221; konulu programları korku ve dehşet içinde bir yandan dua ederek izlemek.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kendi haklarına karşı gelen insanlara karşı sundukları argümanların aynılarıyla tutup başka insanların haklarına karşı gelerek ikiyüzlülüğün sınırlarını zorlamak.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Görülme Sıklığı</strong><br />
Türkiye&#8217;de ne kadar muhafazakar, gerici, dinci, yobaz, tarikatçı, cemaatçi ve paranoyak psikotik olduğu kesin bilinmemektedir. Ama belli ki toplumun %10, %20 kadarı bu hastalıktan muzdarip ve böylece muhafazakarlık Türkiye&#8217;de en yaygın görülen akıl hastalığı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tedavi</strong><br />
Muhafazakarlık, her türlü tedaviye bütün gücüyle direnir. Hastayı kendisinden farklı insanlarla tanıştırmak veya gerçek hayatla bağlantı kurmasını sağlamak en aşırı olanlar hariç, diğer muhafazakarları tedavi eder ve ne yazık ki en aşırı olanları hariç hepsi zaten tedavi edildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paganx.org/muhafazakarlik.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fransa&#8217;dan Nefret Ediyorum!</title>
		<link>http://www.paganx.org/fransadan-nefret-ediyorum.html</link>
		<comments>http://www.paganx.org/fransadan-nefret-ediyorum.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 18:41:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PaganX</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paganx.org/?p=313</guid>
		<description><![CDATA[Burada öyle bir milletten bahsediyoruz ki tarih boyunca doğru düzgün bir tek savaş kazanamamış, tankları 6 vitesli (5 geri ve arkadan saldırılma ihtimaline karşılık 1 ileri), en ufacık bir zorlukta beyaz bayrağı çekip teslim olan, orduya katılan askerlerine ilk olarak Almanca &#8220;Teslim oluyorum&#8221; demeyi öğreten ama bütün bunlara rağmen dünyanın en kendini beğenmiş milleti. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Burada öyle bir milletten bahsediyoruz ki tarih boyunca doğru düzgün bir tek savaş kazanamamış, tankları 6 vitesli (5 geri ve arkadan saldırılma ihtimaline karşılık 1 ileri), en ufacık bir zorlukta beyaz bayrağı çekip teslim olan, orduya katılan askerlerine ilk olarak Almanca &#8220;Teslim oluyorum&#8221; demeyi öğreten ama bütün bunlara rağmen dünyanın en kendini beğenmiş milleti. Bu nasıl iş?</p>
<p style="text-align: justify;">Fransızları kısaca özetlemek için sadece bu anekdot yeterli sanırım: &#8220;18. yüzyılda İngiliz subaylar kırmızı üniforma giyiyordu. Kırmızı giymelerindeki amaç, subay vurulursa, askerlerin kanı görüp komutanlarının vurulduğunu anlamalarına ve böylece morallerinin bozulmasına engel olmaktı. Aynı dönemde Fransız subaylar &#8220;kahverengi&#8221; üniforma giyiyordu. Fazla söze gerek yok.<span id="more-313"></span></p>
<h2 style="text-align: justify;">Fransız Askeri Tarihi</h2>
<p style="text-align: justify;">Fransa vs Roma (MÖ 49): Kaybettiler. 2000 yıllık Fransız Askeri Tarihinin kısa bir başlangıcı sayılabilecek savaşta Fransızlar, İtalyanlara yenildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Hunlar (450): Kaybettiler. Atilla komutasındaki Hun ordusu Paris&#8217;i yağmaladı ama hemen ardından yapılan savaşta Atilla ilk yenilgisini tattı. Hunları yenen Roma-Germen koalisyonuydu, Fransızlar değil.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Müslümanlar (732): Tour Savaşı&#8217;nda Charles Martel ufak bir Müslüman ordusunu Pireneler civarında yendi. Müslümanlar daha fazla ileri gitmek istemedi ve Martel büyük bir zafer kazanmış gibi propaganda yaptı. Fakat Müslümanları İspanya&#8217;ya kadar takip edemedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Vikingler (911): Kaybettiler. Kral Charles, Normandiya&#8217;yı vererek Vikinglerle barış imzaladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Fas İstilası: Kaybettiler. Charlamange Pirenelerin kuzeyine kaçmak zorunda kaldı.</p>
<p style="text-align: justify;">3. Haçlı Seferi (1189): Philip Augustus, Aslan Yürekli Richard&#8217;a kızarak seferi yarıda bıraktı ve Fransa&#8217;ya döndü.</p>
<p style="text-align: justify;">7. Haçlı Seferi (1248): Kaybettiler. St. Louis Mısır&#8217;da bozguna uğradı.</p>
<p style="text-align: justify;">8. Haçlı Segeri (1270): Kaybettiler. St. Louis Tunus&#8217;ta yenildi.</p>
<p style="text-align: justify;">100 Yıl Savaşları (1337-1453): Çoğunlukla kaybettiler. İngilizler, Longbowlar sayesinde Fransız şövalyelerini teker teker avladı. Ne yazık ki savaşın sonlarına doğru Joan De Arc adlı bir kız çıkıp bütün Fransızları birleştirdi ve İngilizleri geri püskürttüler.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs İtalya: Kaybettiler. Fransa, İtalya&#8217;ya karşı iki savaşı da kaybeden tek ülke oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Kendileri (1572): Kazandılar. St. Bartholomew Günü Katliamı. Kraliçe Catherine binlerce Protestan ve Yahudi&#8217;yi öldürttü. Bu size &#8220;Son Çözüm&#8217;ü&#8221; hatırlatıyor mu?</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Kutsal Roma İmp. (1635) : Kaybettiler. Fransa 100 yıl Savaşlarına katılmamıştı ama nasıl olduysa işgal edilmeyi başardı. Müttefik Alman generallerinin çabalarıyla işgalci ordular kovuldu ve sonra Kutsal Roma İmparatorluğunu yenebildiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Avrupa (1701): Kaybettiler. Fransa, İspanya&#8217;yla birleşmek için İspanyol Veraset Savaşı&#8217;nda Avrupa&#8217;nın geri kalanına karşı savaştı ama kaybetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Avrupa (1756): Kaybettiler. Fransa ve müttefikleri Avusturya, Rusya, İsveç ve Saksonya, bir çok tarih uzmanının &#8220;1. Dünya Savaşı&#8221; olarak adlandırdığı 7 Yıl Savaşlarında, Kuzey Amerika ve Avrupa&#8217;da İngiliz ve Alman ordularına karşı savaşıp kaybetti ve Fransa&#8217;nın büyük bir koloni impratorluğu olma umutları suya düştü.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransızlar Vs Kendileri (1789): Fransız Devrimi. Kazandılar (Çünkü düşman da kendileriydi). Dr. Guillotine, insanları acısız ve hızlı bir şekilde öldürmek için giyotini icat etti ama işler planlandığı gibi çıkmadı çünkü kafası kesilen şahsın bilinci 1 dakika boyunca açık duruyordu ki bu kurbana son anlarında dünyaya gerçekten eşsiz bir perspektiften bakma imkanı tanıyordu. Dr. Guillotine de kendi icadıyla idam edildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Haiti İsyanı (1804): Kaybettiler. Tarihte ilk kez kölelerden kurulu bir ordu, bir Avrupa ülkesini yenerek bağımsızlığını ilan etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Rusya (1812): Kaybettiler. Napolyon komutasındaki Fransız orduları, 700.000 kişi girdikleri Rusya&#8217;dan 40.000 kişi çıkabildiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Avrupa (1815): Kaybettiler. Korsikalı Napolyon, Waterloo&#8217;da İngiliz ayakkabı tasarımcısına yenildi ve sürgün edildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransızlar Vs Kendileri (1848): Yeni bir devrim ama daha ufak çapta. Kazandılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs ABD (1870): 3. Napolyon, Amerikan İç Savaşı&#8217;nı fırsat bilerek Meksika&#8217;yı işgal etti. Fakat hemen sonra ABD&#8217;nin savaş tehdidi üzerine kuyruklarını kısarak Meksika&#8217;yı terk ettiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Prusya (1870): Kaybettiler. Alman Prensliklerinin Prusya liderliğinde birleşmesine karşı çıkan Fransa, Prusya liderliğindeki Alman Prensliklerinin saldırısına uğradı ve 5 ay içinde Paris işgal edildi ve Fransa teslim oldu. Almanlar, Alsace-Loraine&#8217;i Fransa&#8217;nın elinden aldı ve bu 1945 yılına kadar sürecek olaylar zincirini başlattı.</p>
<p style="text-align: justify;">1. Dünya Savaşı (1914-1918): Savaşın ilk saatleriyle beraber Almanlar fırtına gibi Belçika üzerinden Fransa&#8217;ya girdiler. İngiliz ve Fransız orduları Almanları Paris&#8217;e 70 km kala 1. Marne Savaşı&#8217;yla güçlükle durdurup 4 sene boyunca sabit kalacakları hatta doğru itti. 1918 yılında Almanlar gerçekleştirdikleri bahar saldırısında müttefikleri bozguna uğratıp Paris&#8217;in 60 km yakınlarına geldiler ve nihayet İngiliz-Fransız-ABD ve Kanadalı askerlerin çabalarıyla durduruldular. 4 senelik deniz kuşatması ve bütün dünyaya karşı verdiği savaş yüzünden bitkin düşen Almanlar, son müttefik saldırısıyla teslim olmak zorunda kaldı. Savaştan sonra İngiliz ve ABD, Almanya&#8217;ya karşı çok ağır bir anlaşma dayatılmamasında ısrar ediyordu ama ne var ki Fransızların amacı Almanya&#8217;yı olabildiğince ağır bir şekilde cezalandırmaktı. Çok sert ve katı bir anlaşmayla Almanya hem ekonomik, hem sosyal yönden çöküntüye uğradı ve kaybedilen ulusal onuru kazanması için Alman halkı &#8220;Adolf Hitler&#8221; adındaki bir Avusturyalıya umutlarını bağladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Almanya (1933-1939): Bu dönem içinde Hitler, Versay Anlaşması&#8217;nın şartlarını teker teker ihlal etti. Önce dış borçları iptal etti; Fransa sesini çıkaramadı. Sonra yeni bir ordu kurdu; Fransa sesini çıkaramadı. Sonra Rhineland bölgesine asker gönderdi; Fransa sesini çıkaramadı. Sonra Çekoslovakya&#8217;yı ve ardından Avusturya&#8217;yı ilhak etti ve korkak Fransızlar yine seslerini çıkaramadı. Fransa uyandığında 2. Dünya Savaşı çoktan başlamıştı. Fransa, yeni bir Alman tehditine karşılık sınıra Maginot Hattı verilen bir savunma duvarı ördü. Fransızlar ve dünyanın geri kalanı bu hattın aşılmaz olduğuna inanıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Atatürk (1937): Mustafa Kemal Atatürk, Ankara&#8217;daki bir partide Fransız Büyükelçisine dönüp aynen şunları dedi: Ekselans, ekselans! Bu Maginot maskaralığına son verip ordunuzu yenileyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Almanya (1939-1945): Kaybettiler. 2. Dünya Savaşı&#8217;nda Alman Orduları 10 Mayıs 1945&#8242;de Kuzeyde Hollanda ve güneyde Ardennes Ormanlarından saldırarak Belçika&#8217;daki Fransız-İngiliz ordularının çevresini sarıp etkisiz hale getirdikten sonra hala 1. Dünya Savaşı&#8217;ndan kalma taktikleriyle siperde Almanları bekleyen Fransızların geçilmez denen Maginot Hattı&#8217;nı tanklarla birkaç günde yerle bir ederek, Polonya ordusunu iyi bir orduya benzeten 1 aylık çatışmaların ardından Paris&#8217;e girdi ve tahmin edebileceğiniz gibi Fransa teslim oldu. Fransa&#8217;nın güneyinde Vichy Fransa&#8217;sı adıyla yeni bir Fransız hükümeti kuruldu ve bu hükümet en samimi Alman müttefiği oldu. Eğer ABD ve İngiltere olmasaydı Atlantik Duvarını aşmak mümkün olmayacaktı ve Fransa büyük ihtimal ya Almanya&#8217;nın ya da SSCB&#8217;nin uydu ülkesi haline gelecekti. ABD, İngiltere ve SSCB&#8217;nin çabaları sonucunda Almanya savaşı kaybetti ve Fransa tekrar bağımsızlığına kavuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa Vs Vietnam (1954): Dien Bien Phu&#8217;da savaşan Fransız ordusu, Ho Chi Minh&#8217;in komutanlığını yaptığı Vietnam Ordusu&#8217;na teslim oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Cezayir İsyanı (1954-1962): Kaybettiler. 7 yıl süren kanlı savaşların ardından Cezayirliler Fransızları yenerek bağımsızlıklarına kavuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">D-Day&#8217;ın 60. Yıldönümü (2004): Kaybettiler. Fransız hükümeti, kutlama yapılacak yerin uygun olmadığı gerekçesiyle yaşlı İngiliz ve Amerikalı askerlerin meydana çıkmasına izin vermedi. Ama hepsi 70 yaşın üstündeki askerler polis kordonunu aşarak meydana girdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha ne diyebilirim?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paganx.org/fransadan-nefret-ediyorum.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çar ve Kayzer</title>
		<link>http://www.paganx.org/car-ve-kayzer.html</link>
		<comments>http://www.paganx.org/car-ve-kayzer.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Dec 2009 20:22:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PaganX</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[1. Dünya Savaşı]]></category>

		<category><![CDATA[Almanya]]></category>

		<category><![CDATA[Avusturya Macaristan]]></category>

		<category><![CDATA[Birinci Dunya Savasi]]></category>

		<category><![CDATA[Kayzer]]></category>

		<category><![CDATA[Nicholas]]></category>

		<category><![CDATA[Rusya]]></category>

		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<category><![CDATA[Wilhelm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paganx.org/?p=276</guid>
		<description><![CDATA[
Yıl 1914
Avrupa barut fıçısı. Avrupa patlamaya hazır bomba.
Bir tarafta birliğini geç tamamladığı için yeterli sömürgeye sahip olamayan ama sanayileşmesini en mükemmel şekilde tamamlayıp Avrupa’nın 1. ve dünyanın ABD’den sonra 2. büyük sanayi devi olmuş, dünyanın en modern, en iyi eğitimli ve en donanımlı kara ordusuna sahip ve eksik olan sömürgelerini tamamlamak için militarist Kayzer Wilhelm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Yıl 1914</p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa barut fıçısı. Avrupa patlamaya hazır bomba.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir tarafta birliğini geç tamamladığı için yeterli sömürgeye sahip olamayan ama sanayileşmesini en mükemmel şekilde tamamlayıp Avrupa’nın 1. ve dünyanın ABD’den sonra 2. büyük sanayi devi olmuş, dünyanın en modern, en iyi eğitimli ve en donanımlı kara ordusuna sahip ve eksik olan sömürgelerini tamamlamak için militarist Kayzer Wilhelm II’nin emriyle Britanya’yla donanma yarışına girmiş Almanya;</p>
<p style="text-align: justify;">Bir tarafta 1905 Rus-Japon savaşında Japonya’ya yenilerek bütün dünyayı şoka uğratmış ve uğradığı prestij kaybını yok etmek isteyen ve Balkanlarda güç elde etme hevesindeki Rusya;<span id="more-276"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir tarafta 1870 yılında Almanya’yla arasında geçen facida kaybettiği kömür deposu Alsace –Lorraine’i ve ulusal onurunu geri almak için yanıp tutuşan Fransa;</p>
<p style="text-align: justify;">Bir tarafta sanayisi Almanya’nın gerisine düştüğü için tedirgin olan ve Almanya’nın Donanmasını geliştirmeye başlamasıyla panikleyen Britanya İmparatorluğu’nun gücünü ve sahip olduğu dünyanın en görkemli donanmasını ve imparatorluğunu koruma isteği;</p>
<p style="text-align: justify;">1908 ve 1913 yılları arasında Avrupa&#8217;da ülkelerin askeri harcamaları %50 arttı.</p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa ülkeleri 1914 yılında birbirlerine anlaşmalarla bağlıydı. Rusya ve Fransa arasındaki anlaşmaya göre, iki ülkeden birine savaş açan, diğerine de açmış sayılıyordu. Rusya-Fransa ve İngiltere arasındaki daha serbest anlaşmaya ise bu ülkeleri birbirlerine diplomatik açıdan yakınlaştırıyor ve savaş zamanında birbirlerine yardım etmelerini öngörüyordu. Almanya ve Avustura-Macaristan ve İtalya arasındaki anlaşmaya göre ise bu ülkelerden birine savaş açan, diğer 2 ülkeye de savaş açmış sayılıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Barut fıçısını havaya uçurmak için tek bir kıvılcım gerekiyordu ve o kıvılcım 28 Haziran 1914’de çaktı. Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand Saraybosna’yı ziyaret ediyordu ve o sırada Sırp milliyetçisi bir genç tarafından vurularak öldürüldü. Avusturya bunu bahane olarak kullandı ve Almanya&#8217;nın kayıtsız şartsız destek sözüne de güvenerek 23 Temmuz’da Sırbistan’a, onların içişlerini hiçe sayan zehir zemberek bir ultimatom yolladı. Ferdinand’ın öldürülmesinden savaşın başladığı güne kadar geçen zamana “Temmuz Krizi” adı verildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sırbistan’ın bu ultimatomdaki bazı şartları kabul etmemesi üzerine, 28 Temmuz’da Avusturya-Macaristan, Sırbistan’a savaş ilan etti. Rusya, kendisini yine bir Slav ülkesi olan Sırbistan’ın koruyucusu olarak görüyordu ve birbirlerini korumak için anlaşmayla bağlıydılar. Aynı zamanda Avusturya’nın Balkanlardaki Rus etkisini sarsmasını istemiyordu. Bu yüzden 1 gün sonra, 29 Temmuz’da Rus Ordusu seferberlik ilan etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Rusların sefeberlik ilan etmesi üzerine, Almanlar telaşlandı ve onlar da 30 Temmuz’da seferberlik ilan ederek Rusların derhal seferberliğe son vermesini istediler. Almanların seferberliğe başlamasından hemen sonra Fransa da 1 Ağustos’da seferberlik ilan etti ve Rusya’dan cevap gelmeyince Almanya, aynı gün, Rusya’ya savaş ilan etti. Aynı zamanda Fransa’ya, Ruslarla olan tüm anlaşmalarını tek taraflı iptal etmelerini talep eden bir ultimatom yolladılar. Fransa kabul etmeyince, Almanya 3 Ağustos’da Fransa’ya, Avusturya-Macaristan 6 Ağustos’da Rusya’ya, Fransa ise 10 Ağustos&#8217;da Avusturya-Macaristan&#8217;a savaş ilan etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Almanların savaş planı Schlieffen Planına göre, Alman Ordusunun büyük bölümü ilk başta Paris’e en kısa yol olan Belçika’dan geçip Fransız ordularını kuşatıp, Fransa’yı savaş dışında bırakacak ve sonra daha geç seferber olabilen Rusya’ya dönecekti. Bu yüzden Almanlar 3 Ağustos’da Belçika’ya ultimatom yollayıp ordularının ülkeden geçmesine izin vermesini istediler. Belçika reddedince 4 Ağustos’da savaş ilan ettiler ve Belçika’ya saldırdılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük Britanya ve Belçika arasında 1839 yılında yapılan anlaşmaya göre Britanya, Belçika’nın tarafsızlığını korumakla yükümlüydü ve Almanya’nın Belçika’ya saldırması üzerine 4 Ağustos’da Almanya’ya ve 12 Ağustos’da Avusturya-Macaristan’a savaş ilan ettiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Britanya, Almanya’ya savaş ilan edince, uzak denizlerdeki kolonileri Avustralya, Hindistan, Yeni Zelanda, Liberya ve Kanada da otomatikmen Almanya’ya savaş ilan etmiş oldu. İngiltere’yle anlaşması olan Japonya da mecburen 23 Ağustos’da Alman hükümetine bir telgraf yollayarak, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, kibarca savaş halinde bulunduklarını bildirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşağıda Avustura’nın Sırbistan’a savaş ilan ettiği 28 Temmuz’dan, Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan ettiği 1 Ağustos’a kadar geçen süre içinde Alman İmparatoru Kayzer Wilhelm II ve Rus Çarı Nicholas II arasında geçen telgraf görüşmelerini bulacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bunları niye mi yazıyorum? Birkaç gün sonra savaşa girecek iki ülkenin liderlerinin birbirlerine seslenişlerine, üsluplarına bakın ve bir de bundan yüz yıl sonra, ülkemizde seçime girecek olan parti liderlerinin birbirlerine seslenişlerine ve üsluplarına… Ve kıyaslayın.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Kayzer Wilhelm II’den Çar Nicholas II’ye<br />
DD 335 29 Temmuz 1914, 01.45</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Avusturya’nın Sırbistan’a karşı başlattığı harekatın ülkenizde yarattığı izlenimi çok ciddi bir endişeyle takip ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Sırbistan’da yıllardan beri süregelen ahlaksız tahrikler Arşidük Ferdinand’ın kurban olduğu öfke verici bir cinayetle sonuçlandı. Sırpların kendi krallarını öldürmelerine neden olan bu ruh yapısı şu an hala ülkede egemen.</p>
<p style="text-align: justify;">Bana şüphesiz hak vereceksiniz ki ikimizin de, siz ve ben, ve tüm hükümdarların da bu alçakça cinayeti işleyenlerin hak ettikleri cezaya çarptırılmaları için ısrar etmemizde ortak çıkarlarımız var. Ve burada siyasetin bir rolü yok.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer taraftan, sizin ve hükümetinizin, kamuoyundaki öfkeye karşı durabilmesinin ne zor olduğunu tamamen anlıyorum. O yüzden, bizi çok eski zamandan beri birbirimize sağlam bağlarla bağlayan kalpten ve duyarlı dostluğumuz adına, Avusturyalıların sizinle tatmin edici bir noktada uzlaşması için tüm gücümü kullanacağım. Sizin de bana, bunu yapmak için uğraşırken ortaya çıkacak pürüzlerde yardımcı olacağınızı güvenle umut ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok sevgili ve samimi dostun, kuzenin<br />
Willy</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Çar Nicholas II’den Kayzer Wilhelm II’ye<br />
DD 332 29 Temmuz 1914, 07:30</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Geri döndüğünüze sevindim. Bu çok ciddi anda, sizden bana yardımcı olmanızı diliyorum. Zayıf bir ülkeye karşı haksız bir savaş başlatıldı. Rus halkının buna karşı olan büyük öfkesini ben de paylaşıyorum. Tahmin ediyorum ki, bu ortamda bana yapılan baskıya çok yakında boyun eğmek ve savaşa neden olacak önlemler almak zorunda kalacağım. Böyle bir Avrupa savaşından kaçınmak için, eski dostluğumuz adına, sizden müttefiğinizi daha fazla ileri gitmeden durdurmanızı rica ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Kayzer Wilhelm II’den Çar Nicholas II’ye<br />
DD 359 29 Temmuz 1914, 18:30</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Telgrafınızı aldım ve barışın devamı konusundaki dileğinize yürekten katılıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat size ilk telgrafımında söylediğim gibi, Avusturya’nın Sırbistan’a karşı harekatını “haksız bir savaş” olarak göremem. Avusturyalılar tecrübe etmiştir ki Sırbistan’ın kağıt üzerinde verdiği sözler tamamen güvensizdir.  Avusturya’nın, Sırbistan’ın verdiği sözlerin gerçek olmasını tam garantiye almak için bu harekata başladığını sonucuna varmalıyız. Bu kanıya, Avusturya kabinesinin Sırbistan’dan hiçbir toprak talebinde bulunmayacağını söylemesi üzerine vardım.</p>
<p style="text-align: justify;">O yüzden, size tavsiyem, Avrupa’nın şahit olabileceği en korkunç savaşa yol açmamak için Rusya’nın, Avusturya ve Sırbistan arasındaki sorunda seyirci kalabileceği yönündedir. Sanırım hükümetiniz ve Viyana arasında bir uzlaşı mümkün ve daha önce söylediğim gibi, bizim hükümetimiz de bunun gerçekleşmesi için çalışıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Tabi ki, Rusya’nın askeri hamleleri Avusturya tarafından büyük bir problem olarak görülecek ve her ikimiz tarafından kaçınılması gerektiği gibi, benim de sizin başvurunuz üzerine dostluğum adına  kabul ettiğim arabulucu pozisyonumu riske atacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Willy</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Çar Nicholas II’den Kayzer Wilhelm II’ye<br />
DD 366 29 Temmuz 1914, 20:20</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Uzlaştırıcı ve dostça telgrafınız için teşekkürler. Ama ne var ki buradaki büyükelçinizin mesajı bize çok daha farklı bir üslupla geldi. Sizden bu farkı açıklamanızı rica ediyorum. Avusturya ve Sırbistan arasındaki problemi Hague Konferansı’na bırakılması daha doğru olacaktır. Dostluğunuza ve bilgeliğinize güveniyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgili dostun Nicky</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Çar Nicholas II’den Kayzer Wilhelm II’ye<br />
DD390 30 Temmuz 1914, 01:20</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hızlı cevabınız için yürekten teşekkür ederim. Talimatlarla beraber Tatischev’i yolluyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Şu an almak zorunda kaldığımız askeri önlemlere Avusturya’nın hazırlıklarına karşı bundan 5 gün önce savunma amaçlı karar verildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm kalbimle umut ediyorum ki bu önlemler, benim çok önem verdiğim arabuluculuk konumunuza bir zarar vermez. Sizden, bizimle uzlaşmaları için Avusturya’ya güçlü bir baskı uygulamanızı rica ediyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Nicky</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Kayzer Wilhelm II’den Çar Nicholas II’ye<br />
DD 420 30 Temmuz 1914, 03:30</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Telegrafınız için çok teşekkürler. Büyükelçimin mesajında kullandığı dille, benim telgraflarımdaki üslubumunun farklılığı söz konusu olamaz. Kont Portales’e, seferberliğin yol açacağı tehlike ve ciddi sonuçlara karşı hükümetinizin dikkatini çekmesi için talimat verildi. Ben de telgrafımda size aynısını söyledim. Avusturya, sadece Sırbistan’a karşı ve ordusunun ufak bir bölümünü seferber etti. Ve şimdi, sizinle ve hükümetinizle aramızda geçen haberleşmeye göre Rusya, Avusturya’ya karşı seferberlik ilan ediyor ve bu benim, sizin bana içtenlikle ve benim de sizin ricanız üzerine kabul ettiğim arabuluculk görevini, yok etmese de, çok büyük zarara uğratacaktır. Şu an bütün sorumluluk, savaş veya barış arasında karar verecek olan sizin omuzlarınız üstündedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Willy</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Kayzer Wilhelm II’den Çar Nicholas II’ye<br />
DD 480 31 Temmuz 1914, 14:04</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Dostluğumun verdiği güvenle bana başvurmanız ve arabulucu olmamı istemeniz sonucunda, Rusya ve Avusturya’yı uzlaştırmak için çalışmaya başladım. Fakat ben bunu yaparken ordunuz, benim müttefiğim Avusturya-Macaristan’a karşı seferber oldu. Bu yüzden, daha önce söylediğim gibi, benim arabuluculuk girişimim tamamen  işe yaramaz bir hal aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine de girişimime devam ettim.</p>
<p style="text-align: justify;">Şu an, doğu sınırlarımda çok ciddi bir savaş hazırlığı olduğu doğrultusunda güvenilir haberler alıyorum. İmparatorluğumun güvenliğini sağlama sorumluğum beni ciddi askeri önlemler almaya itiyor. Dünya barışını korumak için verdiğim uğraşta yapabileceğim her şeyi yaptım. Şu an bütün medeni dünyayı bekleyen felaketin sorumluluğu bana ait olmayacak. Şu aşamada, bu felaketi durdurabilecek tek kişi sizsiniz. Şu aşamada, hiç kimse Rusya’nın onurunu tehdit etmiyor ve siz benim arabulucuk girişimimin sonuçlarını bekleyebilirsiniz. Size ve imparatorluğunuza karşı olan ve bana dedemin ölüm yatağından geçen dostluğum benim için hep kutsaldı ve Rusya’ya tüm zor dönemlerinde, özellikle de son savaşında hep destek oldum.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer Rusya, Avusturya ve Almanya’yı tehdit eden askeri hazırlıklarına son verirse, Avrupa barışı hala sayenizde korunabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Willy</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Çar Nicholas II’den Kayzer Wilhelm II’ye<br />
DD 487 31 Temmuz 1914, 14:52</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Herşeyin barış içinde son bulacağı umudu vermeye başlayan arabuluculuk girişiminiz için size teşekkür ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">Avusturya’nın seferberliğinden sonra zorunlu olarak başlattığımız askeri hazırlıklarımıza son vermemiz teknik olarak mümkün değil. Savaş istemekten çok uzaktayız. Avusturya’yla Sırbistan için yapılan görüşmeler devam ettiği sürece benim askerlerim herhangi bir provokatif harekette bulunmayacaktır. Bu konuda ciddi söz veriyorum. Tüm ümidimi, Tanrı’nın merhametine ve sizin Avrupa barışı ve ülkelerimizin refahı için Avusturya’yla yapacağınız görüşmelerde elde edeceğiniz başarı umuduna bağlıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgili dostun…<br />
Nicky</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Çar Nicholas II’den Kayzer Wilhelm II’ye<br />
DD 546 1 Ağustos 1914, 14:06</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Telgrafınız elime geçti. Seferberlik ilan etmeniz gerektiğini anlıyorum ama sizden, bizim size verdiğimiz garantinin aynısını, ülkelerimiz ve evrensel barış adına görüşmelerimize devam edeceğimiz ve bu hareketlerin savaş anlamına gelmediği garantisini istiyorum. Tanrı’nın yardımıyla, kan dökülmeden, eskiden beri süren dostluğumuzun kazanmasını istiyorum. Bütün güvenimle, sizden gelecek mesajı bekliyorum…</p>
<p style="text-align: justify;">Nicky</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Kayzer Wilhelm II’den Çar Nicholas II’ye<br />
DD 600 1 Ağustos 1914, 10:45</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Telgrafınız için teşekkürler. Dün, hükümetinize savaşı engelleyebilecek tek yolu açıkladım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün öğlene kadar bir cevap beklediğim halde, büyükelçiliğimden sizin hükümetiniz tarafından yollanmış bir telgraf bana ulaşmadı. O yüzden ordumu seferber etmek zorunda kaldım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bitmeyecek bir acıyı engelleyebilecek tek şey hükümetinizden derhal gelecek açık, olumlu ve hatasız bir cevap. Böyle bir cevabı almadığım sürece, sizinle telgrafınızdaki konuyu tartışamayacağım. Aslına bakarsanız, sizden ordularınızın bizim sınırlarımıza ne olursa olsun tecavüz edecek en ufak bir emri bile vermemenizi istemek zorundayım.</p>
<p style="text-align: justify;">Willy</p>
<p style="text-align: justify;">Bu telgraftan birkaç saat sonra Almanya Rusya&#8217;ya savaş ilan etti. Avrupa&#8217;daki tüm Savaş Bakanları ve uzmanlar, savaşın yılbaşına kadar biteceğini düşünüyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paganx.org/car-ve-kayzer.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Faşist Köpekler</title>
		<link>http://www.paganx.org/fasist-kopekler.html</link>
		<comments>http://www.paganx.org/fasist-kopekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 18:56:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PaganX</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<category><![CDATA[Ali Bulaç]]></category>

		<category><![CDATA[Ali Ünal]]></category>

		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[eşcinsel düşmanlığı]]></category>

		<category><![CDATA[eşcinsel hakları]]></category>

		<category><![CDATA[eşcinsellik]]></category>

		<category><![CDATA[faşizm]]></category>

		<category><![CDATA[homofobi]]></category>

		<category><![CDATA[muhafazakar demokrat]]></category>

		<category><![CDATA[Zaman gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paganx.org/?p=258</guid>
		<description><![CDATA[Faşist köpek kimdir? Kime denir? Faşist köpeğin kralı nasıl olur?
Eşanlamlısıyla “faşist köpek” aşağılık insan, berbat insan, pis insan, başka insanlara zarar veren, dünyada bozgunculuk çıkaran, dünyayı hepimiz için daha kötü bir yere dönüştürmek için uğraşan, başka insanlara acı çektiren insandır. Aşağıdaki 3 örnekte bahsedilen kişilerdir Faşist Köpekler:
1) Jack 60’lı yıllarda ailesiyle oturan kendi haline 8 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Faşist köpek kimdir? Kime denir? Faşist köpeğin kralı nasıl olur?</p>
<p style="text-align: justify;">Eşanlamlısıyla “faşist köpek” aşağılık insan, berbat insan, pis insan, başka insanlara zarar veren, dünyada bozgunculuk çıkaran, dünyayı hepimiz için daha kötü bir yere dönüştürmek için uğraşan, başka insanlara acı çektiren insandır. Aşağıdaki 3 örnekte bahsedilen kişilerdir Faşist Köpekler:<span id="more-258"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1)</strong> Jack 60’lı yıllarda ailesiyle oturan kendi haline 8 yaşında zenci bir çocuktu. Bir gece evlerini KKK üyeleri bastı. Annesine tecavüz ettiler ve babasını astıktan sonra Jack’i de vurarak öldürdüler.<br />
<strong>2)</strong> Ahmet dünyanın belirli bir bölgesindeki savaş mağdurları için hayırsever vatandaşları kandırıp yardım parası toplamaya başladı. Ve topladığı parayı, mağdurlara göndermeyip kendi hesabına geçirdi.<br />
<strong>3)</strong> Sarı saçlı olmak sizin elinizde değil ama biri sarı saçlı olduğunuz için sizden nefret ediyor. Zenci olmak elinizde değil ama biri zenci olduğunuz için size düşmanlık ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Mesela Adolf Hitler, Mc Carthy, Richard Nixon, Pat Robertson, Jerry Falwell, bu <a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=206590564376" target="_blank">Facebook grubunu</a> ve bu <a href="http://www.godhatesfags.com/" target="_blank">web sitesini</a> açanlar 1. sınıf faşist köpeklerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Neyse bu 3 örnek ve birkaç şahıstan sonra faşist köpekler konusunu kapayalım ve şimdi kendinizi aşağıdaki paragrafta anlattığım kişinin yerine koyun:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Erkek olarak dünyaya geldiniz ve 14 yaşına geldiğinizde, diğer arkadaşlarınızın aksine, kızlara hiçbir ilgi duymadığınızı fark ettiniz. Kızlara değil erkeklere ilgi duyuyordunuz. Yani eşcinsel olduğunuzu anladınız. Sınıfınızda her gün arkadaşlarınız gaylerle dalga geçiyordu; kimileri gaylerden nefret ettiğini söylüyordu ve siz susuyordunuz; birbirlerini aşağılamak için sizin adınızı kullanıyorlardı.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Arkadaşlarınız kızlarla çıkıyor, istediği kıza çıkma teklif ediyordu, özgürce sevgilisiyle dolaşıyor, ilişkilerini arkadaşlarına anlatıyordu. Ama siz bütün hislerinizi, bütün aşklarınızı içinize gömmek zorunda kalıyordunuz. Kimseye bir şey anlatamıyordunuz. Arkadaşlarınız sevgililerinden bahsederken siz yalan uyduruyordunuz. Bütün gayler kendilerini sakladığı için sizin sevgili bulabilmeniz, bulsanız bile onunla özgürce yaşayabilmeniz imkansızdı.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ya eşcinsel olduğunuzu saklayıp bir yalan hayatı yaşayacak ya da eşcinsel olduğunuzu söyleyip dışlanmayı, evden atılmayı, dalga geçilmeyi, okuldan atılmayı, dövülmeyi veya öldürülmeyi göze alacaktınız. 14-15 yaşında bir çocuk olarak ilk seçeneği seçtiniz. Lise bittikten sonra da aynı hikayeler. Arkadaşlarınız özgürce cinsel ve duygusal hayatlarını yaşarken siz sürekli belli bir daire içinde, kendinizi ailenizden ve çevrenizden saklayarak yaşamaya çalışıyordunuz</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İstediğiniz kadar bilgili, kültürlü, yardımsever, vatansever, topluma faydalı, sevilen, iyi niyetli olursanız olun toplumun belli bir kesimi için beş para etmiyorsunuz ve sürekli onların hasta, ahlaksız, sapık, pislik gibi hakaretlerini ve aşağılamalarını duymak zorundasınız&#8221;</em></p>
<p style="text-align: justify;">Şu anki hayatınızla yukarıda yazdığım hayatı bir kıyaslamaya ne dersiniz? Bugün kaç kez aşağılandınız?</p>
<h3 style="text-align: justify;">Muhafazakar Teokrat</h3>
<p style="text-align: justify;">Siz bu toplumda eşcinsel olarak bunları yaşarken, “doğuştan gelen” ve “sizin elinizde olmayan” bir şey yüzünden kendi ülkenizde zenci muamelesi görürken kendisini “muhafazakar demokrat” olarak tanımlayan, daha önce Metallica konserine giden 40.000 kişiye &#8220;ateist, satanist, müsvette&#8221; diye hakaret eden Ali Bulaç adlı bir şahıs çıkıyor ve diyor ki “Irak ve Afganistan’da yaşanan katliamları eşcinsel askerler yapıyor” Amaç eşcinselleri kötülemek, onlara düşmanlığı körüklemek. Dünyanın her yerinde eşcinseller dövülürken, aşağılanırken ve öldürülürken bunları söylüyor. Daha sonra da Zaman gazetesinden bir başka yazar Ali Ünal başından sonuna kadar yanlış ve gerçek dışı bilgilerle dolu,  100 sene öncesinin artık asla kabul edilmeyen araştırmalarından alıntıladığı yazısıyla eşcinsellerin nasıl katiller(!) olduğunu &#8220;bilimsel&#8221; olarak anlatarak kankasına destek oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Siz bütün bunları yaşarken sürekli  dinci/faşist yayın organlarında nefretle, hakaretlerle karşılaşıyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">Nevzat Tarhan&#8230; 28 Şubat&#8217;ta Türk ordusundan emekli edilen bu adam ikide  bir eşcinselliğin kabul edilmemesi gerektiğini, eşcinsellerin sayısının sürekli arttığını, eşcinsellerin insan neslini kurutacağını söylüyor. Eşcinsellik kabul edilmesin de ne olsun? Eşcinsel olduğunu anlayan 13 yaşında çocuk, geldiği dünyada, her gün dalga geçilsin, aşağılansın ve arkadaşları hayatlarını yaşarken o bir köşede  yalnız başına otursun, sevgilisi olmasın ve hislerini hep içinde saklayıp hapis hayatı yaşasın, arkadaşlarının özgürce yaptığı hiçbir şeyi yapamasın ve sürekli kendisini &#8220;öteki&#8221; olarak hissetsin; eğer ki açıklarsa ailesi ve çevresi ona sırtını dönsün. Kimin umrunda?</p>
<p style="text-align: justify;">Oysa kendisi de bu inandıklarının yanlış olduğunu biliyor. Tamamen bilim dışı olduğunu ve bilimi ideolojisine uydurmak için çarpıttığını biliyor. O da ufacık çocukların eşcinsel olduğu için intihar ettiklerini, yaşadıkları bunalımları, sorunları veya çektiği acıları biliyor. Ama bu adamlar öylesine acımasızlar  ve ideolojilerine saplanmışlar ki gözleri hiçbir şeyi görmüyor. Çünkü kafalarının içindeki ideoloji her şeyden önemli. Hiç bu adamların eşcinsellerle dalga geçenlerden, dövenlerden, öldürenlerden veya aşağılayanlardan bahsettiğini, onların toplum için tehlike oluşturduğunu söylediğini duydunuz mu? Söylemezler çünkü işlerine gelmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Eşcinsel düşmanları dünyaya iki bacak arasından bakan, ilkel cinsel içgüdülerini aşamamış şahıslardır ve onlara göre ahlaksızlık ancak cinsellikle olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eşcinsel düşmanlarının ırkçılardan hiçbir farkları yok ve aynen 8 yaşında zenci çocuğu öldürebilen bir ırkçı gibi, aynısını eşcinsellere yapıyorlar. Bazı şahıslar sürekli demokrasiden söz ederken, Kürtler ve türbanlı kızların haklarını ararken, inanılmaz bir ikiyüzlülükle eşcinsellere düşmanlık yapıyorlar. Bu zihniyetin en berbat faşizmden farkı yok.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Eşcinsel olmak tercih filan değildir.</strong> Her kim eşcinselliği tercih sanıyorsa bu konu hakkında cahil demektir. Kişinin cinsel yönelimini genlerin ve anne karnındaki hormonal yapının belirlediğini gösteren onlarca araştırmayı geçtim kendinize sorun, ne zaman karşı cinse ilgi duymaya başladınız? 14-15 yaşlarında yavaşça karşı cinse ilgi duyduğunuzu hissetiniz, bu kendiliğinden ortaya çıktı, yani siz “tercih etmediniz”. Şu an “canınız istese” karşı cinse olan ilginizi yok edip bir anda hemcinslerinizden hoşlanamazsınız. Hatta hemcinsiyle ilişkiye girmek birçok insana iğrenç gelir ve bu da elinizde değildir, yani “iğrenç olmamasını” isteyerek bunu başaramazsınız.</p>
<p style="text-align: justify;">O yüzden, Türkiye’deki muhafazakar teokratların eşcinsel düşmanlığının aslında ırkçılıktan, faşistlikten hiçbir farkı yok. Zaten yaptıkları eşcinsel düşmanı propaganda da ırkçıların düşman oldukları ırk hakkında yaptığı kuru iftira ve yalan propagandasından farklı değil. Bundan 50 yıl önce kabul gören ama günümüzde tamamen çürütülmüş saçmalıklardan, Amerika’da aşırı dinciler tarafından desteklenen bir avuç sözde bilim adamının eşcinsellik hakkında attıklarını söyleyip duruyorlar. Ve sürekli yalanlar ortaya atıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Eşcinsel düşmanlığı aynı mahallede doğmuş, aynı ortamda dost olarak büyümüş, aynı hayatı yaşamış 5 arkadaştan bir tanesini alıp onu ötekileştirmek, kendi ülkesinde zencileştirmek, diğer 4 arkadaşından farklı yapmak, diğer 4 arkadaşına sunulan hakları ona sunmamaktır. Faşizmin daniskasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu faşizmin sonucunda da özellikle 20 yaş altı eşcinsel gençler arasında intihar oranı 6 kat fazla, bir sürü eşcinsel çok zor ve kötü hayatlar yaşıyor, cinsel yönelimleri yüzünden işten çıkarılıyor, dışlanıyor. Bu aynı zamanda eşcinsel olmayanlara da zarar veriyor. Çünkü fırsat verilse topluma çok faydalı işler yapabilecek eşcinseller, fırsat ellerinden alındığı için bunu yapamıyor. Ya da bir eşcinselin çektiği sıkıntıları sonuçta tüm ailesi çekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Eşcinsel düşmanları, eşcinselliği “tercihmiş” gibi gösterip, eşcinsel düşmanlığını haklı çıkarmaya çalışsalar da sizin yalanlarını öğrenmek için tek yapmanız gereken bilimsel kaynaklara bakmak veya bir eşcinselle bu konuda konuşmak.</p>
<p style="text-align: justify;">Muhafazakar teokratlar başı açık bayanlara saygı duyuyoruz diyorlar. Kimsenin başının açıp kapatmasına karışmayız diyorlar. Bu kişisel bir tercihtir ama siz de başı kapalı olanlara saygı duyun diyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Size göre Allah bir kadının başını açmasını yasaklıyor ama siz başını açanlara saygı duyuyorsunuz. Öyleyse neden eşcinsellere saygı duymuyorsunuz? İkisi de aynı şey? Çünkü eşcinseller %3’lük bir azınlık ve onları savunan kimse yok. Ama çıkıp da “HEY biz başı açık bayanlara karşıyız, hepsi kapatsın” derlerse yer yerinden oynar. Peki bugün eşcinsellere saygı duymayanların, başı açık kadınlara duyduğu saygının gerçek olduğunu söyleyebilir misiniz?</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında dincilerin amacı da eşcinselliği siyasi olarak kullanmak. Siyasette kitleleri yanınıza çekmek için onları korkutmanız gerekir. “Din elden gidiyor, laiklik elden gidiyor, Yahudiler ülkemizi ele geçiriyor, aile değerlerimiz yok oluyor ve çocuklarımızı eşcinsellikten koruyalım”. Siyasi kazanç uğruna işte faşistlik yapıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne de olsa dinciler dediğimiz kesim dünyaya kötülük yapmak için bilhassa gönderildiler. Tarih boyunca önce bilim adamlarını yaktılar, kitap okumayı yasakladılar, her türlü yeniliğe karşı çıktılar, köleliği savundular, zenci haklarına karşı çıktılar, kadın haklarına karşı çıktılar, bilime karşı çıktılar, ilerlemeye ve çağdaşlığa karşı çıktılar, faşistleri savundular ve şimdi eşcinsel düşmanlığı yapıyorlar. Dünyadaki her türlü iğrençliğin baş aktörü bunlar. Özellikle gelmiş geçmiş Papaların veya Amerika&#8217;daki kiliselerin hikayelerini okursanız ne demek istediğimi anlarsınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Dincilerin büyük bölümü (tabi ki hepsi değil ve içlerinde bir sürü iyi insanlar da var) yeryüzünde yaşayan en ilkel ve aşağılık insan türü. Bilirsiniz hepsi kafayı cinsellikle bozmuş. Bütün akılları fikirleri milletin bacak arasıyla ne yaptığından ibaret. Eğer bir insan başka insanların yatakta ne yaptığıyla ilgileniyorsa ya da bir insan bir başkasını kalbiyle ve beyniyle değil de yatakta ne yaptığıyla yargılıyorsa hayvanlığı aşamamış bir yaratık değil de nedir? Eğer böyle yaratıklar adam yerine konuyor, köpek klubesine hapsedilmiyor ve üstelik doktor, mühendis, avukat, köşe yazarı ya da başka bir şey yapılıyorsa o da herhalde sistemin çürümüşlüğünden.</p>
<p style="text-align: justify;">Şunu bilin ki “muhafazakarlık” ve “demokratlık” arasındaki bağlantı sigara ve sağlık arasında var.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: xx-small;">Daha fazla bilgi için bkz: Sagopa Kajmer, Doğu Perinçek, Cem Keçe, Hayrettin Karaman, Özdemir Erdoğan, Ali Murat Güven, Ceza&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small;">*** Bazı kişiler bu yazıda kendilerine hakaret edildiğini iddia edip oturup ağlamaya ve yırtınmaya başladılar. Dinlerini ve inançlarını kimseye karışmadan yaşamak yerine bunları ideolojik bir savaş bahanesi haline getirerek kişisel nefretlerine alet olarak kullanıp (Bu şekilde inandıkları dinleri de aşağılık niyetleri için kullanmak yoluyla o dine de hakaret ediyorlar) kendi ilkel ahlak anlayışlarını milletin gözüne sokmaya çalışan ve insanları savunmasız bulup kendilerine verilen köşelerden, kurulu düzenin onlara sunduğu avantajı kullanarak, Türkiye&#8217;de hiçbir politik/ekonomik gücü olmayan, ailelerinden bile saklanan, ezilen ve dışlanan insanlara siyasi çıkar uğruna artist artist en adi şekilde ucuz kabadayılık yapmayı marifet sanan, insanlıktan, zekadan, nasibini almamış, dünyaya iki bacak arasından bakan, kafayı milletin özel hayatıyla bozmuş, &#8220;ayrımcılık denen en aşağılık&#8221; suçu utanmadan işleyen bu zalim yaratıklar kendilerine verilen ilk cevapta, sıkıyı görünce ağlamaya başlayarak tipik karakteristiklerini sergiliyorlar. Önce başkalarına hakaretler edeceksin, ve başkası gelip sana aynısını yapınca yaygara koparacaksın? </span><span style="font-size: x-small;">Saygı görmek istiyorsan saygıdeğer bir insan olmalısın. Sana hiçbir zararı olmayan insanlara saldır, siyasi çıkar uğruna başkalarına acı çektir, millete hakaret et, gericilik ve bozgunculuk yap, başka insanların hayatlarına karış, seni insan yapan o beyni kullanma, kara cahil yaşa ve sonra saygı bekle&#8230; </span><span style="font-size: x-small;">Açıkçası hayvanlara gösterdiğim saygıyı göstermem, hayvan kadar değer vermediğim için.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small;">Bunlar aslında medeni bir toplumda  çevreye zarar vermemeleri için tımarhaneye kapatılıp tedavi edilmesi gereken -ama görüldüğü gibi ilkel, barbar ve az gelişmiş toplumlarda adam yerine konup, ellerinde kılıçlarını boş boş sağa sola sallayan şempanze sürüleri gibi nefretlerini kusmalarına izin verilen - ve eşcinsellere karşı nefretlerinin patolojik nedenleri olan, akli dengesi bozuk, en alakasız konularda bile eşcinsellerden bahsedip onlara düşmanlık eden, hasta ruhlu; aynı zamanda kendi ezikliklerini ve itiraf etmek istemedikleri halde gayet iyi bildiklerini aşağılık duygularını telafi etmek için başka insanları ellerinde olmayan biyolojik bir yönlerini bahane ederek (ırk olsun, cinsiyet olsun, cinsel yönelim veya etnik grup olsun; beyin alanında boy ölçüşemeyecekleri için bunları kullanmak zorundalar) ezmeye veya aşağılamaya çalışarak kendilerini yüksekte görerek tatmin olmak isteyen varlıklar ve bilsinler ki meydan boş değil ve insanlığa yaptıkları her saldırı, karşı-saldırıyla cevaplandırılacak ve sürekli geri çekilecekler.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paganx.org/fasist-kopekler.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aptal Tasarım</title>
		<link>http://www.paganx.org/aptal-tasarim.html</link>
		<comments>http://www.paganx.org/aptal-tasarim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 08:40:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PaganX</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<category><![CDATA[Akıllı Tasarım]]></category>

		<category><![CDATA[Allah]]></category>

		<category><![CDATA[Din]]></category>

		<category><![CDATA[Evrim]]></category>

		<category><![CDATA[Evrim Teorisi]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<category><![CDATA[Tanrı var mı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paganx.org/?p=246</guid>
		<description><![CDATA[Aptal Tasarım Teorisi, evrenin ve canlıların kimi özelliklerinin çok gülünç olduğunu ve bu yüzden bunların arkasında, akıllı bir yaratıcı veya doğal seçilim yerine akılsız bir tasarımcı olduğunu iddia eder. Yani Aptal Tasarım Teorisi, yaratılışçıların canlıların tasarımının bir anlam ifade ettiği fikrine karşı bir bilimsel ayrılıktır.
Örneğin resimdeki ornitorenke bakın. Bu manyak hayvan ne olsun diye yaratılmış? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Aptal Tasarım Teorisi, evrenin ve canlıların kimi özelliklerinin çok gülünç olduğunu ve bu yüzden bunların arkasında, akıllı bir yaratıcı veya doğal seçilim yerine akılsız bir tasarımcı olduğunu iddia eder. Yani Aptal Tasarım Teorisi, yaratılışçıların canlıların tasarımının bir anlam ifade ettiği fikrine karşı bir bilimsel ayrılıktır.<span id="more-246"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><img style="margin: 1px 3px; float: left;" title="ornitorenk" src="http://www.paganx.org/wp-content/orni.jpg" alt="ornitorenk" width="180" height="85" />Örneğin resimdeki ornitorenke bakın. Bu manyak hayvan ne olsun diye yaratılmış? Demek istediğim… sadece bir bakın. Memeli mi? Yavrusunu sütle besliyor. Keseli hayvan mı? Yumurta bırakıyor. Ve gagası var. Kuş mu? Yine de zamanının çoğunu suda geçiriyor. Amfibi mi o zaman? Olamaz çünkü kürkü var. Ama bacakları yok ve yüzgeçleri var. Her kim bu aptalca şeyi yarattıysa evrenin en gerizekalı yaratıcısı olmalı. Bu hayvan sadece gerçek bir aptalın ürünü olabilir. Canlı varlıklardaki aptallık sadece dar-görüşlü, yarı-kafalı, beceriksiz bir işe işaret ediyor; aptal bir yaratıcı sayesinde. Bir şeyleri düzeltmeye çalıştığı sırada her şeyi berbat eden ve ne yaptığı konusunda hiçbir lanet fikri olmayan bir yaratıcı sayesinde.</p>
<p style="text-align: justify;">Neden nefes almamız bile gerekiyor? Neden erkeklerin memesi var? Sivrisineklerin gecenin üçünde kulağınızın dibinde keşfe çıktığında çıkardığı ses? Eğer bütün bu aptal delillere bakarsanız, hayatın evrimle veya her-şeyi-bilen bir tanrı yoluyla ortaya çıkmış olamayacağı fikrine ulaşırsınız. Çok fazla hata var. Çok fazla yanlış var ve işler ters gidiyor. Diğer tüm teorilerde çok büyük eksikler var. Ve o yüzden, bütün bunların arkasında bir yaratıcı olması ve lazım ve bu yaratıcı, her kimse, lanet bir gerizekalının teki.</p>
<p style="text-align: justify;">Geniş bir anlamda, “Aptal Tasarım” yaratılış işlemindeki bu büyük umursamazlığın, aşırı beceriksizliğin, düpedüz absürd planlamanın ve berbat karar mekanizmasının bilimsel olarak kabul ettirilmesidir. Ve neden bizi bu şekilde yaratmasının onun kapkara bir moron olduğunu gösterdiğini açıklayamama yeteneksizliğimizin… Öncelikle hiçbir lanet nedeni olmayan aptal bir sebeble sıraya konan örnekleri fark ederek işe başlayacağız. Bu saçmalığın keşfedilmesi teoloji, ontolojik anarşi ve otistik analizi gibi bilimsel alanlarda ve dünya dışı aptallığın araştırılmasında kullanılıyor. Biyolojik yapıların, IQ seviyesi büyük ihtimal bir çöp torbasına denk zayıf bir tasarımcıya ait olduğu fikri, aynen bir yerlerde insanlık adına iyi bir şeyler yapmaya çalışan bilim adamlarının yaptığı gibi test edilebilir veya değerlendirilebilir.</p>
<table style="text-align: center;" border="1">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.paganx.org/wp-content/evolution.jpg" alt="" width="150" height="113" /></td>
<td><img src="http://www.paganx.org/wp-content/creation.jpg" alt="" width="170" height="113" /></td>
<td><img src="http://www.paganx.org/wp-content/commie.jpg" alt="" width="163" height="113" /></td>
</tr>
<tr>
<td>Evrim</td>
<td>Yaratılış</td>
<td>Komünist Evrimi (Sakallar)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Canlıların tamamen lanet aptalca tasarımının pozitif delili sadece bugün var olan hiçbir canlının bir bok ifade etmediği ve o yüzden neden akıllı bir yaratıcı onları yaratsın sorusundan ibaret? O yüzden, bu yaratıcı büyük ihtimal kalın-kafalı, el parmakları üstünde yürüyen, tuvalet kağıdı suratlı ve hiçbir şeyi düşünemeyen gerçek bir embesil. Bütün bunları yürürken yanlışlıkla yaratmış bile olabilir. Örneğin, neden Amazon Nehri’nde durup dururken önce idrar yolunuza, oradan idrar kesenize yüzüp sonra orada kalabilmek için penisinizin içine ince dikenler yumurtlayan lanet bir balık olduğunu hiçbir doğa kanunu yeterince açıklayamaz. Yazması bile acı çektirici. Şimdi, bu balık bizleri berbat etmekten başka hangi amaca hizmet ediyor? Ya bu balığın tasarımcısı manyak ve sadist ya da sapına kadar kafayı yemiş. Belki de o gün işe gelmemişti ve insanların böyle bir faciaya karşı olabileceğini bimiyordu. Aptal Tasarımın diğer gözlemlenebilir delilleri osurmak, gübre böcekleri, zürafa, kediler, yılanlar, amipler, futbol fanatikleri ve belli ki AKP seçmenleri.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Aptal Tasarım,</strong> bir erkeğin en çok acı çektiren parçasının iki bacak arasında herkesin en kolayca tekmeleyebileceği yerde asılı durmasının iyi bir fikir olduğunu düşünebilmek için ne çeşit bir beyinsiz olmak gerektiğini sorgulayan bilimsel araştırma programını içeren entellektüel bir hareket. Neyse ki aynı beyinsiz, kafayı bulduğu bir gün yanlışlıkla beyinlerimizi lanet kafataslarımızın dışında yaratmadı. O şekilde nasıl hayatta kalırdık bilmem. Peki ya incirler? Bu komik şeyi yaratan çok zeki olamaz. Ve lanet olsun, neden vücudumuzun içinde hiçbir işe yaramayan ama yırtıldığı an dakikalar içinde bizi öldüren bir organımız var? Hangi kalın kafalı, insan gibi zeki bir türü, kendi kendini yok etmeye planlanmış bir zaman bombasıyla silahlandırıp tasarlar? Kısaca tüm bunlara bakarak, bu yaratıcının ya tamamen kafayı yemiş, ya da düpedüz budala olduğu sonucuna varırız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paganx.org/aptal-tasarim.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Taklalı Araba Kazaları</title>
		<link>http://www.paganx.org/taklali-araba-kazalari.html</link>
		<comments>http://www.paganx.org/taklali-araba-kazalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 21:38:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PaganX</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Otomobil]]></category>

		<category><![CDATA[gerçek trafik kazaları]]></category>

		<category><![CDATA[jip]]></category>

		<category><![CDATA[Lüks jip tehlikesi]]></category>

		<category><![CDATA[lüks jipler]]></category>

		<category><![CDATA[otomobil güvenliği]]></category>

		<category><![CDATA[SUV]]></category>

		<category><![CDATA[taklalı kazalar]]></category>

		<category><![CDATA[trafik güvenliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paganx.org/?p=228</guid>
		<description><![CDATA[İnsan hayatına hiçbir değer verilmeyen ülkemizde en önemli problemlerden biri trafik terörü. Her yıl trafik kazalarında 10.000 insan ölüyor; bir sürü insan evladını kaybediyor, bir sürü çocuk yetim kalıyor. Ama işin en kötü yanı bu kazaların aslında hepsinin engellenebilir olması. Her şeyin başında eğitim ve farkındalık sorunu var.
Trafik kazaları birçok değişik şekilde meydana geliyor, bunlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnsan hayatına hiçbir değer verilmeyen ülkemizde en önemli problemlerden biri trafik terörü. Her yıl trafik kazalarında 10.000 insan ölüyor; bir sürü insan evladını kaybediyor, bir sürü çocuk yetim kalıyor. Ama işin en kötü yanı bu kazaların aslında hepsinin engellenebilir olması. Her şeyin başında eğitim ve farkındalık sorunu var.</p>
<p style="text-align: justify;">Trafik kazaları birçok değişik şekilde meydana geliyor, bunlar içinde en tehlikelisi ve ölümcülü burun buruna çarpışmalar ve onu arabaların takla attığı kazalar takip ediyor. Taklalı kazalarda ölüm riski çok yüksek. ABD karayollarında 2001 yılında yapılan tüm kazaların sadece %3’ünde, aynı yıl gerçekleşen ölümlü kazaların tam %33’ünde arabalar takla atmış. Yani herhangi bir kazada aracınız takla atarsa ölme ihtimaliniz 16 kat artıyor. Aynı zamanda NHTSA’nın (Amerikan Ulusal Otoyol Trafik Güvenlik Kurumu) araştırmasına göre taklalı bir kazada ciddi yaralanma riski 36 kat daha fazla. Bu korkunç bir rakam.<span id="more-228"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazıda arabaların neden takla attığını, bu kazalardan korunmak için ne yapmak gerektiğini bulacaksınız.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Bir Araba Niye Takla Atar?</h2>
<p style="text-align: justify;">36 kilometre hızla gidiyorsunuz ve önünüze aniden bir çocuk çıktı. Ona çarpmamak için direksiyonu sağa doğru çevirdiniz ve arabanız hızla sağa doğru dönmeye başladı.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Cisimler, bir başka kuvvet tarafından müdaheleye uğramadıkları sürece aynı hızda ve aynı yönde harekete devam ederler”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu Newton’un Hareketin Korunumu Kanunu. Aslında bir doğa kanunu. Siz arabanın hızını veya yönünü değiştirmek istediğiniz zaman arabanız buna belli bir direniş gösterir. Buna “Eylemsizlik” denir.</p>
<p style="text-align: justify;">60’la giderken gaza basarsınız ve motorun ürettiği “kuvvet” arabaya müdahele ederek onu hızlandırır. Ama Eylemsizlik gereği araba hala 60’la gitmeye çalışır. Bu yüzden hızlanırken arabanın ağırlığının büyük bir bölümü iki arka tekerde toplanır ve siz de koltuğa yapışırsınız. Aynı şekilde 60’la giderken 40’a inmek için frene bastığınızda  araba 60’la gitmeye devam etmeye çalışacak ve yükün büyük bölümü ön tekerlere binecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Az önceki senaryoya devam edersek, siz çocuğu görüp direksiyonu sağa kırdığınız an tekerlerin yerle sürtünmesi sonucu oluşan kuvvet arabanızı sağa doğru döndürecektir ama Eylemsizlik gereği arabanız buna bir direniş gösterecek (düz gitmek istediği için) ve YÜKÜN büyük bölümü SOL tekerlerde toplanacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sırada siz de bir kuvvetin sizi sola doğru çektiğini hissedeceksiniz. Aslında araba ve koltuklar sağa dönerken, arabadan bağımsız hareket eden vücudunuz da eylemsizlik gereği düz gitmek istediği için böyle bir hisse kapılacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir arabanın belli bir hızda giderken yönünü değiştirmek için gereken kuvveti aşağıdaki formülle bulabilirsiniz:<br />
F=m*v2/r<br />
F=kuvvet<br />
m=kütle<br />
v=hız (metre saniye 36 km/saat = 10 metre saniye)<br />
r=dönüş yarıçapı</p>
<p style="text-align: justify;">Arabanız 1200 kg ağırlığında olduğunu var sayarsak ve dönüş yarıçapı da 10 metre dersek, arabanız bu dönüşü yapmak için:<br />
F=1200*10^2/10=12000 Newton kuvvete ihtiyaç duyacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img style="float: left;" src="http://www.paganx.org/wp-content/roll1.jpg" alt="" width="125" height="121" />Yandaki resimde kırmızı nokta aracın “Denge Merkezini” ifade ediyor. Denge merkezi aracın tüm ağırlığının sanki tek bir noktadaymış gibi davrandığı yerdir. Buraya bir çengel koyup aracı tamamen denge içinde yukarı kaldırabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Az önce aracı döndürmek için lastiklerin yanal kuvvet uygulamasını gerektiğini, ve bu kuvvete düz gitmek isteyen aracın Eylemsizlikle karşı koyduğunu söylemiştik. Sorun şu ki araç yanal kuvveti lastiklerin yolla birleştiği yükseklikten, Eylemsizlik ise aynı kuvveti tam denge merkezinden uygular. İşte sorun burada başlıyor. Yani iki kuvvetin farklı yüksekliklerden uygulanmasından.</p>
<p style="text-align: justify;">Fizikte bir kuvvet iki farklı kuvvetin birleşiminin sonucu olarak düşünülebilir. Arabaya etki eden eylemsizliği de bu şekilde düşünebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;"><img style="float: left;" src="http://www.paganx.org/wp-content/roll2.jpg" alt="" width="125" height="121" />Birinci kuvvet denge merkezinden dönüşün dışındaki (sağa doğru döndüğünüz için arabanın sol tarafındaki) lastiklere doğru olan kuvvet. Bu kuvvet aracı döndüren kuvvetin bir bölümü ve aracı devirmeye çalışmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><img style="float: left;" src="http://www.paganx.org/wp-content/roll3.jpg" alt="" width="125" height="121" />İkincisi ise lastiklerden Denge Merkezine doğru olan kuvvettir. Bu kuvveti de iki farklı kuvvet olarak düşünürsek, sarı okun temsil ettiği kuvvet aracı yukarı doğru kaldıracak ve kırmızı ok ise aynen bir kol görevini görerek, elde ettiği tork yani döndürme gücüyle kendi kuvvetinden daha büyük bir kuvvetle arabayı yana doğru çevirecektir. Manivelanın uzunluğu ne kadar çoksa ürettiği tork da o kadar yüksek olur.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><img style="float: left;" src="http://www.paganx.org/wp-content/roll4.jpg" alt="" width="124" height="121" />Daha önce arabanın Denge Merkezi arttıkça ve iz genişliği azaldıkça takla ihtimali artar demiştik. Yandaki arabanın iz genişliğinin yani iki lastik arasındaki genişliğinin 140 cm ve denge merkezinin de 80 santim olduğunu varsayalım. Yeşil çizgi arabanın iz genişliği ve denge merkezi arasındaki açıyı gösteriyor. İz genişliğinin yarısı 70 cm ve denge merkezi de 80 cm. Şimdi bulmamız gereken yukarıdaki kırmızı okun ne kadar kuvvetle arabayı kaldıracağı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun için öncelikle açıyı bulmamız lazım. Açının tanjantı: 80/70=1,14. Açı ise tan-1(1,14)’e eşit. Yani 48,8 derece. Bilimsel bir hesap makineniz varsa bu işlemleri kolayca yapabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak 48,8&#8242;in sinüsünü, kosinüsüne bölüyoruz: 0,75/0,65=1,15</p>
<p style="text-align: justify;">Yani araç 12000*1,15=13.800 Newton kuvvetle yukarı doğru kaldırılacak. Yerçekiminin kuvveti ise 1200*9,8=11760</p>
<p style="text-align: justify;">Gördüğünüz gibi aracı yukarı doğru kaldıran kuvvet, yerçekimi kuvvetinden çok daha fazla. Yani siz bu dönüşü yaptığınız zaman mutlaka takla atacaksınız demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat eğer arabanın denge merkezi daha alçakta olsaydı, örneğin, 50 santim olsaydı o zaman:</p>
<p style="text-align: justify;">Tanjant= 50/70=0,71 açı ise tan-1(0,71)=35,3 derece. 35,3&#8242;ün sinüsünü kosinüsüne bölüyoruz: 0,57/0,81=0,7</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi araç 12.000*0,7=8400 Newton kuvvetle yukarı doğru kaldırılacak. Ama yerçekiminin kuvveti 11.760 Newton olduğu için araç takla atmayacaktır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="vertical-align: middle;" src="http://www.paganx.org/wp-content/roll5.jpg" alt="" width="208" height="115" /></p>
<p style="text-align: justify;">Önemli bir nokta da şu: Üstte aracın sola doğru döndüğünü görüyorsunuz. Eylemsizlik gereği araba buna bir direniş gösteriyor ve sağa doğru yatıyor. Ama araba takla atmıyor çünkü kuvvet ona takla attırabilecek kadar yüksek değil. Fakat görüyorsunuz ki bu noktada arabanın denge merkezi hafifçe yükselmiş. Yani araba dönerken sağa doğru yattıkça denge merkezi yükseliyor ve takla riski artıyor. Arabanın lastiklerindeki hava basıncı azsa veya süspansiyonları yumuşaksa yana daha fazla yatıyor ve virajlarda daha dengesiz davranıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Dönerken ağırlık değişimini bulmak için bu formülü kullanabilirsiniz: yanal hızlanma*ağırlık*denge merkezi yükseliği/iz genişliği</p>
<p style="text-align: justify;">Yanal hızlanmayı bulmak için yanal kuvveti arabanın ağırlığına bölüyoruz: Yani 12.000/1200=10 m/s. Sonra bu rakamı yerçekimi hızlanmasına yani 9,81&#8242;e bölüyoruz. 10/9,81=1,01 g (ya da alternatif olarak arabanın hızının karesini, dönüş yarıçapına bölebilirsiniz)</p>
<p style="text-align: justify;">1,01*1200*0,5/1,4=531 kg</p>
<p style="text-align: justify;">Yani araba dönüşü gerçekleştirirken (sağa dönerken) sol lastiklere, sağ lastiklere oranla 531 kg daha fazla yük biner. Yani her bir sol lastiğe 565 kg ve her bir sağ lastiğe ise 34,5 kg yük biner. Tabi denge merkezinin tam ortada olduğunu, ön ve arka tekerler eşit yük düştüğünü varsayıyoruz. Araba takla atmasa da çok risk altında. Bu rakamların da sadece göstermek için uydurulmuş olduğunu unutmayın.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Taklalı Kazalar Neden Bu Kadar Ölümcül</h2>
<p style="text-align: justify;">Araba takla attığı zaman, emniyet kemeri sizi dikey olarak koltuğa sabitleyecek şekilde dizayn edilmediği için vücudunuz yerçekiminin etkisiyle tavana doğru ilerler. Tavan çok hassas ve dayanıksızdır ve yere çarptığı an 30-35 santim içine göçer.  Kısaca arabanın tavanı hızla yere çarptığı an, siz tavana doğru, tavan size doğru ilerler ve vücudunuz koltukla tavan arasında ezilir. Bu hem başınızı çarparsanız hem de omurga çok büyük bir altına girer ve hasar görür.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir başka tehlike de, emniyet kemeri vücudunuzun dışarı çıkmasını engellese de, kafanızı sabitlememesinden kaynaklanır. Araba takla attığı kafanız camdan dışarı çıkıp, asfalt ve araba arasında ezilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Olası bir taklalı kazadan yara almadan kurtulamazsınız. Hatta çok ciddi bir yara almadan kurtulamazsınız.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Problemli  Araçlar</h2>
<p style="text-align: justify;">Aslında her araba uygun şartlar oluştuğunda takla atar. Ama bir aracın denge merkezi ne kadar yüksekse ve iki teker arasındaki iz genişliği ne kadar azsa takla atma ihtimali o kadar yükselir. Bu yüzden minibüsler, SUV’lar, pick-uplar ve kamyonetler risk altında.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 yolculu Minibüsler</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu araçlar yollarda görebileceğiniz en tehlikeli araçlar. Ne yazık ki okul ve personel servisi olarak kullanılıyorlar. Hükümetin buna engel olması lazım. Bu araçların diğer minibüslerden farkı arka kısımları 15 yolcu kapasitesini artırmak için uzatılmış olması. Yani araç tamamen dolu olduğu zaman ağır olan arka tarafı ani bir manevrada savrulabilir. Diğer taraftan aracın denge merkezi çok yüksek. Ve araçta ne kadar çok yolcu varsa denge merkezi ve dolayısıyla takla ihtimali de o kadar yükseliyor. Bu araçlarda ölenlerin %81’i tek-araç-kazasında hayatını kaybetmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu Araçlarda Takla Riskini Azaltmak İçin:<br />
- Araca çok fazla yolcu almayın. Yolcu sayısı arttıkça takla ihtimali yükseliyor. NHTSA’nın yaptığı bir araştırmaya göre tek araç kazası yapan 15 yolculu minibüslerde eğer 5’den az yolcu varsa takla atma ihtimali %12.3, eğer 5-9 yolcu varsa %20.8 ve eğer 10-15 yolcu varsa %35.4 ve eğer 15’den fazla yolcu varsa ihtimal tam %70!<br />
- Yolcuların &#8212;mümkünse&#8212; en arkaya oturmasına izin vermeyin.<br />
- Lastiklerinizin hava basıncını her hafta kontrol edin. Yeterli basınca sahip olmayan lastikler aracın yol tutuş özelliklerini değiştirebilir.<br />
- Araca binen herkesin mutlaka emniyet kemeri takmasını sağlayın. Bu minibüslerin yaptığı taklalı kazalarda ölenlerin %80’i emniyet kemeri takmıyordu.<br />
- Aracı mutlaka deneyimli ve iyi eğitimli bir şoför kullanmalı. Bu minibüslerin diğerlerine oranla önemli yol tutuş ve dizayn farkları var. O yüzden herkesin kullanması uygun değil.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu araçların arkasına çift teker takıldığı zaman yol tutuşları ve kararlılıkları büyük oranda artıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Lüks Jipler (SUV)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">4&#215;4 Lüks Jiplere olan talep son zamanlarda hızla artıyor. Birçok insan genellikle gösterişli oldukları için, geniş oldukları ve daha güvenli olduklarını sandığı için bu araçları alıyor. İnsanlar SUV’ları büyük ve ağır oldukları için “daha güvenli” sanıyor ama bu hiçbir şekilde doğru değil. SUV’lar normal arabalardan daha güvenli filan değiller çünkü takla atma ihtimalleri çok daha yüksek. Otomobil kazalarında ölenlerin %19’u, pick-uplarda ölenlerin %36’sı ve SUV’larda ölenlerin %51’i taklalı bir kaza sonucu hayatını kaybetmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne yazık ki paraya verilen değer insan hayatına verilen değerin önüne geçtiği zaman ölümler ve acılar da kaçınılmaz oluyor. Türkiye’de hiçbir yerde SUV’lar hakkında olumsuz veya kötü bir haber duyamıyorsunuz. Çünkü SUV işi, otomobil firmaları için inanılmaz karlı bir iş. Oysa kimse SUV’ları gerçek amaçları için arazide kullanmıyor. SUV&#8217;lar hem kullanan için, hem de trafikteki diğer insanlar için çok çok riskli. <a href="http://www.paganx.org/suv-kullananlardan-nefret-ediyorum.html" target="_blank">Bu yazıyı </a>okuyun. Jiplerde takla riskini azaltmak için:</p>
<p style="text-align: justify;">-    Jipi, jip gibi kullanın. Bu araba değil. Arabalar kadar kıvrak olamaz ve virajlara onlar kadar hızlı giremez.<br />
-    Jipe ne kadar çok yolcu binerse ve yük alınırsa denge merkezi o kadar artar ve takla ihtimali yükselir. Özellikle asla jipin tepesine yük koymayın!<br />
-    Önde ve arkada oturan herkesin emniyet kemeri taktığından emin olun. Taklalı kazalarda ölenlerin %88’i emniyet kemeri takmıyor.<br />
-    Lastik basınçlarını düzenli olarak kontrol edin.<br />
-    Açıkçası sadece aileniz için alıyorsanız, ve araziye çıkmıyorsanız, SUV yerine bir otomobil almanız hem güvenliğiniz için hem de keseniz için daha uygun.</p>
<p style="text-align: justify;">Son yıllarda tehlikeli araçlara takla atmalarını engellemeleri veya takla sırasında tehlikeyi azaltmaları için kimi ekipmanlar takılıyor.<strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ESP (Elektronik Stabilite Programı): </strong> İstatistiklere göre taklalı kazaların %90’ı araba yoldan çıktıktan sonra kayarken tekerlerin – arabaya çelme takan - bir engele çarpmasından kaynaklanıyor. ESP, bilgisayar kontrollü bir sistemle gerekli tekerleri frenleyerek arabanın ani manevralarda yoldan çıkmasını engelleyen bir sistem. NHTSA tarafından 2004’de yapılan bir çalışmaya göre ESP, ölümlü tek araç kazası riskini otomobillerde %30, SUV’larda ise %63 azaltıyor.<br />
<strong>Tavan Hava Yastıkları:</strong> Adı üstünde, takla sırasında açılan havayastıkları, sürücü ve yolcuların kafalarını tavana vurdukları an bir nebze koruma sağlıyor.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Araçların Takla Atma Riski</h2>
<p style="text-align: justify;">Daha önce söylediğim gibi her araç takla atabilir. Ama iz genişliği azalıp, denge merkezi yükseldikçe aracın takla atma ihtimali yükselir. NTHSA araçların bu oranlarını göz önüne alıp her aracın takla atma riskini belirlemiş. <a href="http://www.safercar.gov/portal/site/safercar/menuitem.13dd5c887c7e1358fefe0a2f35a67789/?vgnextoid=4ecd2bc586d7a110VgnVCM1000002fd17898RCRD" target="_blank">Buraya</a> tıklayarak siteye gidebilir ve merak ettiğiniz aracın takla atma riskini ve aynı zamanda herhangi bir kazada ne kadar güvenli olduğunu öğrenebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paganx.org/taklali-araba-kazalari.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Vakit Gazetesi Eleman Alıyor! Başvuru formu!</title>
		<link>http://www.paganx.org/vakit-gazetesi-eleman-aliyor-basvuru-formu.html</link>
		<comments>http://www.paganx.org/vakit-gazetesi-eleman-aliyor-basvuru-formu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 20:29:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PaganX</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<category><![CDATA[İş arayanlar]]></category>

		<category><![CDATA[Vakit]]></category>

		<category><![CDATA[Vakit Gazetesi]]></category>

		<category><![CDATA[Yalan haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paganx.org/?p=218</guid>
		<description><![CDATA[Bu kriz döneminde işsiz kaldıysanız ve umutsuzca bir iş peşinde koşuyorsanız Vakit gazetesinin kapısını çalmanın tam zamanı. Onlar da eleman arıyor ve bu formu yolladılar. Sadece doldurup onlara yollayın. Onlar size ulaşacaktır.
Ad       : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;
Soyad  : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;
Doğum Tarihi: __/__/19__

1) Cinsiyet: (Uygun olanı seçin)
() Erkek
() Erkek
2) Medeni Hal: (Uygun olanı seçin)
() Evli - 1 Eşli
() Evli - [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu kriz döneminde işsiz kaldıysanız ve umutsuzca bir iş peşinde koşuyorsanız Vakit gazetesinin kapısını çalmanın tam zamanı. Onlar da eleman arıyor ve bu formu yolladılar. Sadece doldurup onlara yollayın. Onlar size ulaşacaktır.</p>
<p>Ad       : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
Soyad  : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Doğum Tarihi: __/__/19__</p>
<p><span id="more-218"></span></p>
<p><strong>1)</strong> Cinsiyet: (Uygun olanı seçin)<br />
() Erkek<br />
() Erkek</p>
<p><strong>2)</strong> Medeni Hal: (Uygun olanı seçin)<br />
() Evli - 1 Eşli<br />
() Evli - 2 Eşli<br />
() Evli - 3 Eşli<br />
() Evli - 4 Eşli<br />
() Bekar</p>
<p><strong>3)</strong> İlk eşiniz evlendiğinizde kaç yaşındaydı? (Uygun olanı seçin)<br />
() 8-12<br />
() 13-15<br />
() 16-19<br />
() 20 ve üstü</p>
<p><strong>4)</strong> Aşağıdaki &#8220;sapık ideolojilerden&#8221; hangileri hakkında haber yazabilirsiniz? (Uygun olanları işaretleyin)<br />
[ ] Demokrasi<br />
[ ] Laiklik<br />
[ ] İnsan hakları<br />
[ ] Feminizm<br />
[ ] Hoşgörü</p>
<p><strong>5)</strong> Aşağıdaki kesimlerin hangilerinden nefret <span style="text-decoration: underline;">etmiyorsunuz</span>? (Uygun olanları işaretleyin)<br />
[ ] Atatürkçüler<br />
[ ] Milliyetçiler<br />
[ ] Laikler<br />
[ ] Liberaller<br />
[ ] Yahudiler<br />
[ ] Hristiyanlar<br />
[ ] Budistler<br />
[ ] Aleviler<br />
[ ] Eşcinseller<br />
[ ] Zina yapanlar<br />
[ ] Plajda mayoyla dolaşan kadınlar<br />
[ ] Şort giyen kızlar<br />
[ ] Ateistler/Dinsizler<br />
[ ] Akşam işten geldikten sonra oturup arkadaşıyla 1 kadeh içenler</p>
<p><strong>6)</strong> Daha önce hangi suçlardan hüküm giydiniz? (Uygun olanları işaretleyin)<br />
[ ] Reşit olmayan kız çocuğa cinsel saldırı<br />
[ ] Reşit olmayan erkek çocuğa cinsel saldırı<br />
[ ] İntihar saldırısı/bombalı eylem<br />
[ ] Dolandırıcılık/Hırsızlık<br />
[ ] Atatürk&#8217;e hakaret<br />
[ ] Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs<br />
[ ] Henüz hüküm giymedim</p>
<p><strong>7)</strong> Kaç yıllık yalan haber yazma deneyimine sahipsiniz? (Uygun olanı seçin)<br />
() 1-3<br />
() 4-6<br />
() 7-9<br />
() 10 veya daha fazla</p>
<p><strong>8)</strong> ÇYDD&#8217;nin yeni başkanı seçildiğinde onun hakkında ne yazacaksınız? (Uygun olanı seçin)<br />
() Eşcinsel olduğunu<br />
() Karısını aldattığını<br />
() Hayvanlarla ilişkiye girdiğini<br />
() Her gece arkadaşlarını çağırıp içkili partilerde onlara genç kızları ve oğlanları ısmarladığını</p>
<p><strong>9)</strong> En iyi becerdiğiniz iş hangisi? (Uygun olanı seçin)<br />
() Nefret etmek<br />
() Küfür etmek<br />
() Hakaret etmek<br />
() İftira atmak<br />
() Yalan haber yapmak<br />
() Ayrımcılık ve faşistlik yapmak<br />
() Hepsi</p>
<p><strong>10)</strong> Gazetemizde yazabileceğiniz, Türkiye ve insanlık adına faydalı olacak bilimsel bulgulara dayanan, yapıcı, seviyeli ve aklı başında fikirleriniz veya eleştirileriniz var mı? (Uygun olanı seçin)<br />
() Yok.<br />
() Tabi ki yok.<br />
() Neden olsun?<br />
() Ney?</p>
<p>Verdiğiniz cevaplar için teşekkürler! En kısa zamanda sizinle irtibata geçeceğiz!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paganx.org/vakit-gazetesi-eleman-aliyor-basvuru-formu.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Futbol Fanatikleri Neden Beyinsiz?</title>
		<link>http://www.paganx.org/futbol-fanatikleri-neden-beyinsiz.html</link>
		<comments>http://www.paganx.org/futbol-fanatikleri-neden-beyinsiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 10:34:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PaganX</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<category><![CDATA[besiktas]]></category>

		<category><![CDATA[fenerbahce]]></category>

		<category><![CDATA[futbol]]></category>

		<category><![CDATA[futbol fanatikleri]]></category>

		<category><![CDATA[futbol fanatikliği]]></category>

		<category><![CDATA[futbol taraftarı]]></category>

		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>

		<category><![CDATA[gerizekalılık]]></category>

		<category><![CDATA[gfb]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paganx.org/?p=213</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın aşırı dincilerle beraber büyük ihtimal en gerizekalı, en beyinsiz, en boş kesimi futbol fanatikleri&#8230;
Bir tribün dolusu moronu 90 dakika boyunca ana bacı birilerine küfür ederken ya da bir grup salağın sabahtan akşama kadar FB mi GS mi diye tartıştığını düşünebiliyor musunuz?
Bütün beyinsiz ve gerizekalılar gibi rakiplerine hep bel altından saldırıyorlar. Çünkü beyinleri(!) karşısındakine yapıcı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dünyanın aşırı dincilerle beraber büyük ihtimal en gerizekalı, en beyinsiz, en boş kesimi futbol fanatikleri&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bir tribün dolusu moronu 90 dakika boyunca ana bacı birilerine küfür ederken ya da bir grup salağın sabahtan akşama kadar FB mi GS mi diye tartıştığını düşünebiliyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün beyinsiz ve gerizekalılar gibi rakiplerine hep bel altından saldırıyorlar. Çünkü beyinleri(!) karşısındakine yapıcı bir eleştiri sunabilecek kapasiteye sahip değil. Siyasette bir kişi diğerine bel altından saldırınca hemen pis ve kötü ilan ediliyor da neden futbolda normal karşılanıyor? Çünkü futbol fanatikleri beyinsizliği normalleştirmiş.<span id="more-213"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Eğer bir gerizekalı &#8220;FB&#8217;nin amblemi neden yuvarlak?&#8221; gibi bir şempanzenin bile aptalca bulacağı bir grup açıyor ve 150.000 küsür şahsiyet o gruba giriyorsa, erkekler utanmadan kızlarını, sevgililerini veya eşlerini dakika başı küfür edilen maçlara getiriyorsa, bir takım maça çıkarken taraftarları rakip takımın adını verip sanki kadın olmak aşağılık bir şeymiş gibi &#8220;X&#8217;in kocası geliyor&#8221; diyorsa yani bunlar kendi annelerini bile aşağılayabilecek kadar sefil yaratıklarsa ve sayıları bu kadar çoksa &#8220;insan düşünen bir hayvandır&#8221; tanımından &#8220;düşüneni&#8221; çıkarmamız gerekmez mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu varlıklar dünyaya iki bacak arasından baktıkları ve insanları cinsel obje olarak gördükleri için insanların &#8220;kalpleri ve beyinleri&#8221; onlar için önemli değil. Önemli olan ne kadar erkek oldukları veya yatakta ne yaptıkları. O yüzden birbirlerini aşağılamak için karşı tarafı ya kadın, ya da eşcinsel yapıyorlar. En ilkel insan tipi. Tabi insan sayabilirsek.</p>
<p style="text-align: justify;">Nedir bir takıma sizi bu kadar bağlayan? O takım kazanınca siz para mı kazanıyorsunuz? Açlar mı doyuyor, fakirlik mi bitiyor, işsizler iş mi buluyor? Yolsuzluklar mı engelleniyor? Hiçbiri olmuyor ama birileri futbolu, fieastayı ve daha başka bir sürü şeyi kullanarak sizin gibi gerizekalıları uyuturken, dünyayı başkaları için daha berbat bir yer haline getirmek pahasına kendi güç ve paralarını artırıyor. Siz uyurken! Ve bunu anlayamayacak aptallarsınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyada o kadar problem varken açlık, yoksulluk, çevre kirliliği, felaketler varken gözü futboldan başka bir bok görmeyen; bu sefil zavallı hayatında övünecek hiçbir boku olmadığı için sürekli bel altından saldıran bu futbol fanatikleri bence insanlığın yüz karası&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye&#8217;nin ortalama zekasını yükseltmek için herhangi bir maçın ortasında 50 ton dinamit patlatın! Fareler bunlardan zekidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Adam gibi takım tutanlar üstüne alınmasın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paganx.org/futbol-fanatikleri-neden-beyinsiz.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Köpekleşen İnsanlar</title>
		<link>http://www.paganx.org/kopeklesen-insanlar.html</link>
		<comments>http://www.paganx.org/kopeklesen-insanlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 16:56:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PaganX</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<category><![CDATA[Din]]></category>

		<category><![CDATA[mahalle baskısı]]></category>

		<category><![CDATA[muhafazakarlık]]></category>

		<category><![CDATA[Radikalizm ve aşırıcılık]]></category>

		<category><![CDATA[yılmaz eser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paganx.org/?p=205</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Yılmaz Eser bir araştırma yapmış, Türkiye’de Radikalizm ve Aşırıcılık diye. Bu anketten tüyler ürpertici sonuçlar çıkıyor. Ankete katılanların %93’ü eşcinsel, %75’i tanrıya inanmayan, %67’si nikahsız yaşayan, %64’ü Yahudi, %52’si Hristiyan ve %26’sı başka bir ırktan komşu istemiyor. %22’si zina yapan kadının taşlanarak öldürülmesini doğru, %58’i kadının plajda mayoyla dolaşmasını günah buluyor.
Bu insanlar boğazına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Prof. Dr. Yılmaz Eser bir araştırma yapmış, Türkiye’de Radikalizm ve Aşırıcılık diye. Bu anketten tüyler ürpertici sonuçlar çıkıyor. Ankete katılanların %93’ü eşcinsel, %75’i tanrıya inanmayan, %67’si nikahsız yaşayan, %64’ü Yahudi, %52’si Hristiyan ve %26’sı başka bir ırktan komşu istemiyor. %22’si zina yapan kadının taşlanarak öldürülmesini doğru, %58’i kadının plajda mayoyla dolaşmasını günah buluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu insanlar boğazına kadar FAŞİZME, cehalete, korkaklığa, aptallığa ve umursamazlığa batmış. Artık Osmanlı’yla övünürken hoşgörüsünden bahsetmezler herhalde?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu insanlar benim insanım değil. Bu insanlar Atatürk’ün insanları değil. Bu gençlik Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği gençlik değil. Eğer öyleyse bu Atatürk’ün en büyük hatasıydı. Gerçekten eğer bu anket doğruysa ve Atatürk bunu görse vatanı kurtarmazdı!<span id="more-205"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Köpekler nasıldır? Doğal haline bırakılan bir sokak köpeği yabancılara düşman olmaz. Kimseyle sorunu yoktur. Ama eğitilen, sevgi görmeyen, boynuna zincir vurulan köpeğin bir özelliği vardır: Tanımadığı herkese havlar. Tanımadığı herkesin ona kötülük yapacağını zanneder, yanına yaklaştırmaz. Sürü halinde yaşayan hayvanlar aralarına farklı türden bir hayvanın girmesine izin vermez. Onlar hayvandır.</p>
<p style="text-align: justify;">Köpekleri küçükken eğitirsiniz. Ve köpekleri nasıl eğitirseniz onlar eğitildikleri gibi davranır. Asla sorgulamazlar. Köpekleri küçük çocuklara düşman olarak eğitebilirsiniz. Köpekleri eğitip onların gördükleri yerde bebeklere saldırmalarını sağlayabilirsiniz. Köpek sorgulamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir inek otlanırken önünde katliam yapabilirsiniz. Umursamaz. O sadece önündeki yiyeceği düşünür. İneğin önünde insanları katledebilir, bebekleri öldürebilirsiniz. Hayvan işte.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan yüce bir varlıktır. Çünkü insanı insan yapan kalbi ve beynidir. İnsan sorgular. İnsan çevresine faydalı ve yararlı olmak için çabalar. İnsan çevresinde gördüğü problemleri çözmek, zorda kalan insanlara yardım etmek için uğraşır. İnsan farklılıkları bir zenginlik olarak görür. İnsan kendisinden farklı canlılardan korkmaz. İnsan sorgular. Sana küçükken “eşcinseller kötü”, “ateistler kötü”, “Hristiyanlar, Yahudiler” kötü dendiği için onları kötü görürsen köpekten ne farkın kalır? Eğer tanımadığın, bilmediğin insanlardan korkarsan?</p>
<p style="text-align: justify;">Medeni bir insan için başkasının kalbi ve beyni önemlidir. Eğer insanları kişiliğiyle değil de derilerinin rengiyle yargılarsan, ya da hangi dine inandığıyla yargılarsan hangi köpeğe benzersin? Eğer sen bir insanı cinsel hayatına göre yargılırsan, iki bacak arasındaki et parçasıyla ne yapmayı sevdiğiyle, kimlerden hoşlandığıyla yargılrsan ve eşcinsel diye veya nikahsız yaşıyor diye “kötü görürsen”, insanları “cinsel obje” olarak görürsen hayata iki bacak arasından bakan aşağılık, ilkel bir yaratıktan ne farkın kalır? İnsanları solcu-sağcı, ateist-teist, Müslüman-Hristiyan, Kürt-Türk, türbanlı-türbansız diye ayırırsan en büyük insanlık suçunu işlersin. Çünkü insanı insan yapan giyimi, derisinin rengi, dini görüşü, cinsel yönelimi, ırkı veya etnik grubu değildir. İnsanı insan yapan kalbi ve beynidir!</p>
<p style="text-align: justify;">Yarın öbür gün en sevdiğiniz varlık can çekişirken onu kurtarmak için canını dişine takan doktorun ateist, eşcinsel, Hristiyan, Yahudi, zenci veya başka bir şey olmasını umursayacak mısınız? Umursamıyorsunuz çok ikiyüzlüsünüz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ankete negatif cevap verenlere soruyorum: Siz yabancı bir ülkede yaşasanız ve bütün iyi niyetizle yan komşunuz sizinle sırf Müslümansınız diye konuşmasa? Bir başka ülkeye gitseniz ve ırkınız farklı olduğu için ayrıma uğrayıp dışlansanız? 12 yaşında oğlunuz ağlayarak eve gelse? Müslüman diye dövüldüğü için, dalga geçildiği için, aşağılandığı için veya Türk diye. Hoşunuza gider mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Ya siz eşcinsel olsaydınız? Eğer iki geniniz farklı olsaydı siz de eşcinsel olacaktınız (Eşcinsel olmayı “tercih” zannedecek kadar kara cahil olmadığınızı umut ediyorum). Siz çok akıllısınız da heteroseksüel oldunuz ve onlar çok aptal da canları istedi ve ezilecekleri, dalga geçilecekleri, aşağılanacakları, kendilerini saklamak zorunda kalacakları, cinsel ve romantik hayatlarını yaşayamacakları ve hayatın her alanında dışlanacakları bir şeyi mi seçtiler sanıyorsunuz? Bu kadar basit bir mantığı yürütemeyecek kadar aptal, düşünemez ve aşağılık hayvanlar bunlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki ya ateistler… Kime zararı var bir ateistin? Hiç ateizm adına adam kesen, ateizm adına adam yakan, ateizm adına intihar saldırısı yapan, ateizm adına adam döven kimseyi gördünüz mü? Görmediniz ama din adına bunu yapan çok insan var. Hem dünyadaki en büyük kötülükleri din adına yapanlar dine inananlar, hem de dine inanmayanları kötü görüyorlar. Kötü oldukları için sanırım. Bence Müslümanlar ateistlerden değil, ateistler Müslümanlardan uzak durmak istemeli… Ve siz ne kadar iyi bir insan olursanız olun sadece karşınızdakinin tanrısına tapmadığınız için sizden uzak dursa, ne hissederdiniz?</p>
<p style="text-align: justify;">Ama umursamazlar. Onların canları yanmasın yeter. Onlar aşağılık hayvanlar. Tek amaçları üremek ve evlerine ekmek götürebilmek. Deve kuşunun kafasını gömmesi gibi kafalarını TV’deki salak salak yarışma programlarına, futbol maçlarına, eğlence programlarına gömmüşler ve başka insanların yaşadıklarını, başka insanları asla umursamıyorlar. Farkında bile olmadan en kötü suçu işliyorlar, ayrımcılık yapıyorlar. Bir yerlerde 15-16 yaşında çocuklar, gençler, insanlar ayrımcılığa karşı savaşırken, gösteriler, ve yürüyüşler düzenlerken, canı yanan başka insanlrın hakkı için ölümü göze alırken bu aşağılık yaratıklar öylesine umursamaz, dünyadan habersiz, meraksız ve tembel ki…</p>
<p style="text-align: justify;">İşin ilginç yanı ateizmin Müslümanlara veya herhangi bir dine karşı kesin bir emri yok. Ama Hristiyanlığın ve Museviliğin kutsal kitabında aynen şöyle yazıyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eski Ahit, Yasa Kitabı 13. Bölüm: 12-15 &#8220;Tanrınız RAB&#8217;bin yaşamanız için size vereceği kentlerin birinde, içinizden kötü kişiler çıktığını ve, &#8216;Haydi, bilmediğiniz başka ilahlara tapalım&#8217; diyerek kentlerinde yaşayan halkı saptırdıklarını duyarsanız, araştıracak, inceleyecek, iyice soruşturacaksınız. Duyduklarınız gerçekse ve bu iğrenç olayın aranızda yapıldığı kanıtlanırsa, o kentte yaşayanları kesinlikle kılıçtan geçireceksiniz. Kenti yok edip orada yaşayan bütün halkı ve hayvanları kılıçtan geçireceksiniz.</em> (Böyle sapık şeylere tanrı gönderdi, din diye inanan milyarlarca insan var)</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün Müslümanların öldürülmesini emreden bir dinin mensuplarını, yani Hristiyanları ve Musevileri istemeyenlerin oranı %52 ve %64 ama ateistleri istemeyenlerin oranı %75. Şimdi bu bilmediğinden korkmak değil de ne?</p>
<p style="text-align: justify;">Bence dünyanın en beyinsiz insanları “kendisine zararı olmayan” insanları sevmeyenlerdir ve dışlayanlardır. Bugün eşcinsel komşu istemez, ateist, Hristiyan komşu istemez. Yarın? Karısıyla arkadan ilişkiye giren komşu (Büyük günah), köpek seven komşu (mundar hayvan), rock dinleyen komşu, siyah takım elbise giyen komşu (satanist), domuz eti yiyen komşu, bisiklete binen komşu (gavur icadı?) istemez. Ve komşu kalmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Benim asıl sinirimi bozan bu hayvandan farksız aşağılık yaratıkların kafasını kullanan, beyni çalışan insanların icat ettiği şeyleri kullanmaları. Bence bunlar bir mağaraya kapatılmalı ve orada yaşamalılar. Cep telefonu, bilgisayar, araba, uçak ve modern TIP imkanlarını kullanmak bunlara yasak olmalı! Hayvanların bile kullanmaya hakkı var ama bunlar hayvanlardan da aşağılık!</p>
<p style="text-align: justify;">Bir de bu insanlara “muhafazakar” denip, normalleştirilmeye çalışıyor. Sadece dindar muhafazakarları kastetmiyorum. Türbanlı bir kızın okuma hakkını elinden almayı savunan laik muhfazakarlar da olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte size ipucu: Muhafazakarlık denen şey aslında bir akıl hastalığıdır. Kişinin toplumdaki çok hızlı gelişime ayak uyduramaması ve bu değişimin sunduğu nimetlerden faydalanamamasıyla duyduğu kıskançlık sonucu ortaya çıkıp paranoyak ve zenofobik tavırlarla kendisini ifade eder. Muhafazakarlık sadece cahil ve eğitimsiz insanların kendi cehalet ve eğitimsizlikleri saklamak için uydurulmuş bir kılıf kelimesidir. Çünkü muhafazakar kalmak imkansızdır. Toplumun bir kesimi gelişirken diğer kesim bir şeyleri muhafaza ederse, olduğu yere kalmaz. Geride kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">Barış Manço’nun dediği gibi dört duvarı örüp, çatısını kapatıp, kapıyı içeriden kitleyen, her türlü farklılıktan korkan, hayatta kendisinin ve ailesinin derdinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen, kendisini başkasının yerine koyamayan, hayata ilkel cinsel içgüdüleriyle bakan, başka insanların diniyle uğraşan; o zavallı küçük ve daracık hayatlarında en ufak bir farklılığa tahammül edemeyip başka insanların canlarını yaktıklarını düşünemeyen bu yaratıklar benim insanlarım filan değil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paganx.org/kopeklesen-insanlar.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bisiklette Hafiflik ve Aerodinamizm</title>
		<link>http://www.paganx.org/bisiklette-hafiflik-ve-aerodinamizm.html</link>
		<comments>http://www.paganx.org/bisiklette-hafiflik-ve-aerodinamizm.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 17:40:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PaganX</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<category><![CDATA[aerodinamizm]]></category>

		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>

		<category><![CDATA[bisiklet aerodinamizm]]></category>

		<category><![CDATA[bisiklet performansı]]></category>

		<category><![CDATA[Bisiklette hafiflik]]></category>

		<category><![CDATA[hafif bisiklet parçaları]]></category>

		<category><![CDATA[hafif bisikletler]]></category>

		<category><![CDATA[hızlı bisikletler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.paganx.org/?p=198</guid>
		<description><![CDATA[Uzaktan yakından bisikletlerle ilgilenen biriyseniz, bisikletseverlerin ağırlık konusunda nasıl takıntılı olduğunu bilirsiniz. Her bisikletçi daha hafif bir bisiklete sahip olmak için çabalar. Hatta kimileri bisikletinin hafifliğine, ona binmekten çok zaman ayırır. Saatlerce nette dolaşıp hafifletebilecekleri bir şeyler arar. Mesela benim tanıdığım birkaç adam var; doğru düzgün bisiklete binmiyorlar, fazla kilolular, günde 2 paket sigara içiyorlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Uzaktan yakından bisikletlerle ilgilenen biriyseniz, bisikletseverlerin ağırlık konusunda nasıl takıntılı olduğunu bilirsiniz. Her bisikletçi daha hafif bir bisiklete sahip olmak için çabalar. Hatta kimileri bisikletinin hafifliğine, ona binmekten çok zaman ayırır. Saatlerce nette dolaşıp hafifletebilecekleri bir şeyler arar. Mesela benim tanıdığım birkaç adam var; doğru düzgün bisiklete binmiyorlar, fazla kilolular, günde 2 paket sigara içiyorlar ama herhangi bir parçanın 50 gram hafifini gördükleri an hiç düşünmeden yüzlerce dolar verebiliyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bisikletin hafif olmasının tabi ki büyük getirileri var ama hafif olmasından daha önemli faktörler olamaz mı? Ya da hafif olmasının getirisi ne? Bu yazıda kısaca bunları size göstermek istiyorum.<span id="more-198"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir bisikletçi giderken 3 farklı kuvvete karşı savaşır:</p>
<h2>Dönme Direnişi</h2>
<p style="text-align: justify;">Kısaca, lastiğin &#8212; veya üzerinde gittiği yüzeyin &#8212; dönerken şeklinin bozulması sonucu ortaya çıkar. Lastik bisiklet ve sürücünün ağırlığı sonucu aşağıdaki gibi şeklini kaybeder ve daha sonra tekrar eski haline gelir. Lastiğin şeklini kaybetmesi için gereken enerji, onu eski haline getirmek için gereken enerjiden fazladır ve bu fazladan enerji ısı enerjisine dönüşür. Çelikten yapılmış bir tren tekerlerine göre lastikten yapılmış araba veya bisiklet lastikleri çok daha fazla dönme direnişine uğrar. Çünkü çelik çok az esner ve hemen eski haline gelir. Oysa lastik daha fazla esner ve daha yavaş eski haline gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dönme direnişi lastik içinde hava basıncına, lastiğin yapısına, yapıldığı maddeye ve kalınlığına göre değişir. Kalın lastik, aynı basınçtaki ince lastiğe göre daha az dönme direnişi yaşar. Çünkü her iki lastikte aynı ağırlık altında yerle eşit kontakt alanına sahiptir. Kalın olan lastiğin alanı daha kısa ve geniş, ince lastiğin ise daha uzun ve dar olur. O yüzden ince lastik daha çok şekil kaybına uğrar. Lastiğin hava basıncı yükseldikçe dönme direnişi, yol tutuşu ve konforu azalır. Asfalt yolda dişsiz lastiğin, dişli lastiğe göre hem yol tutuşu fazladır, hem de dönme direnişi daha az olur.<br />
<img title="Dönme Direnişi" src="http://www.paganx.org/wp-content/genislastik.jpg" alt="Dönme Direnişi" width="169" height="204" /><img title="Dönme Direnişi" src="http://www.paganx.org/wp-content/darlastik.jpg" alt="Dönme Direnişi" width="169" height="204" /></p>
<p style="text-align: justify;">Sürtünme kuvvetini bulmak için</p>
<p style="text-align: justify;">f=(mb+ms+mt)*c*g<br />
f=kuvvet<br />
mb=Bisikletin ağırlığı<br />
ms=Sürücünün ağırlığı<br />
mt=Ön ve arka tekerlerin toplam ağırlığı<br />
g=Yerçekimi Kuvveti (9,807 m/s^2)<br />
c= Dönme direnişi katsayısı</p>
<p style="text-align: justify;">Bu katsayısı lastiğe ve yolun durumuna göre değişir.  Asfalt üzerinde yaklaşık 0,004 katsayısını kullanın. Ağırlıklara bisikletin ve sürücünün ağırlığına ek olarak tekerleri de ekliyoruz çünkü onlar hem ileri doğru hareket ediyor hem de kendi eksenleri etrafında dönüyor ve döngüsel kinetik enerjiye sahipler.</p>
<p style="text-align: justify;">Örneğin 70 kiloluk bir sürücü, 10 kiloluk bir bisiklete binerse ve bisikletin tekerlerinin toplam ağırlığı 3 kiloysa dönme direnişi f=(70+10+3)*9,807*0,004=3,25 Newton olur.  Bu kuvveti ne kadar yüksek hızda üretirseniz o kadar çok güç üretmiş olursunuz. Mesela dönme direnişine karşı gelmek için 2 m/s hızla giderken 3,25*2=6,5 Watt ve 10 m/s hızla giderken 3,25*10=32,5 Watt güç üretmeniz gerekir.</p>
<h2>Hava Direnişi</h2>
<p style="text-align: justify;">Havanın bisiklete ve sürücüye gösterdiği dirençtir ve iki farklı şekildedir:</p>
<p style="text-align: justify;">Birincisi, havanın hareket eden cismin ön yüzeyine çarpmasıyla ortaya  çıkan kuvvet. Cisim, hareket ederken havayı (aynen suda yaptığımız gibi) itmesi gerekir. Hava buna belli bir direniş gösterir. Hız ne kadar yüksekse hava moleküllerine o kadar hızlı çarpar ve kuvvet o kadar fazla olur. Havayla sürtünme sonucu ortaya çıkan bu kuvveti azaltmak için bisikletçi ön alanını azaltmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">İkincisi ve daha kuvvetli olanı ise basınç sonucunda ortaya çıkar. Bisiklet sürücüsü havayı yardığı an hava ikiye ayrılır ve bisikletçinin arkasında bir türbülans oluşturur. Böylece bisikletçinin önünde daha yoğun olan havanın basıncı, arkasındaki daha az yoğunluktaki havadan yüksek olur ve bu bisiklet sürücüsünü geriye doğru iter. Uçaklar da aynen bu prensiple çalışır. Bu direnişi azaltmak için  cismin daha aerodinamik bir yapıda olması, yani havayı kolayca yarıp, havanın düzgün bir şekilde her iki yanından uzaklaşmasını sağlayacak bir yapıda olması gerekir. Drag katsayısıı cismin ne kadar aerodinamik olduğunu ifade eder. Silindir şeklinde tüplerden, keskin kenarlı cisimlerden (aynakol, pedal, gidon vs) yapılan bisikletler fazla aerodinamik sayılmaz. Kalın lastikler, ince lastiklere göre daha çok hava direnişi yaratır. Bu arada jantın kalınlığının lastiğin kalınlığına oranı da önemli. Jant ne kadar inceyse, lastik de o kadar ince olmalı ve türbülans yaratmamalı. Bisiklet sürücülerinin bacak kıllarını aldırması da geleneksel olmanın yanı sıra size aerodinamik avantaj sağlayacaktır.</p>
<table border="1">
<tbody>
<tr>
<td style="width: 240px; height: 72px;"><img title="Hava Direnişi" src="http://www.paganx.org/wp-content/ad1.jpg" alt="Hava Direnişi" width="240" height="72" /></td>
<td style="width: 240px; height: 72px;"><img title="Hava Direnişi" src="http://www.paganx.org/wp-content/ad2.jpg" alt="Hava Direnişi" width="240" height="72" /></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: justify;"><span style="font-size: xx-small;">Dairesel silindir havayı ikiye ayırır ve bu, silindirin arkasında düşük basınçlı bir türbülans yaratır. Ön ve arka arasındaki basınç farkı yüksek draga neden olur. Cd=1,2</span></td>
<td style="text-align: justify;" valign="top"><span style="font-size: xx-small;">Keskin köşeli cisimler silindirlere göre çok daha kötüdür. Bu cismin köşelerine yüksekliğin 0,2 katı bir daire koyarak drag 2,0’dan 1,3’e indirilebilir.</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1">
<tbody>
<tr>
<td style="width: 240px; height: 72px;"><img title="Hava Direnişi" src="http://www.paganx.org/wp-content/ad3.jpg" alt="Hava Direnişi" width="240" height="72" /></td>
<td style="width: 240px; height: 72px;"><img title="Hava Direnişi" src="http://www.paganx.org/wp-content/ad4.jpg" alt="Hava Direnişi" width="240" height="72" /></td>
</tr>
<tr>
<td style="text-align: justify;"><span style="font-size: xx-small;">Hava yukarıdaki kanat yapısı etrafında akıcı bir şekilde hareket eder. Türbülans oluşmaz. Bu cisim havada hareket etmek için silindire göre 10, kutuya göre 20 kat daha az enerji harcar. Cismin uzunluğu kalınlığıyla doğru orantılı olur. Cd=0,1-</span></td>
<td style="text-align: justify; width: 240px;" valign="top"><span style="font-size: xx-small;">Soldaki cismin kuyruğu kesilirse arkada türbülans oluşur ve drag artar. Cd=0,3</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">Düşük hızlarda bisikletçinin yenmesi gereken en önemli kuvvet dönme direnişi olsa da belli bir hızdan sonra hava direnişi onun yerini alır. Öyle ki hava direnişini 10 gram azaltmak &#8212; 48 km hızda 12 santimlik bir kalemi dikine tuttuğunuz zaman ortaya çıkan kuvvet &#8212; 1 kg ağırlığı azaltmaya bedel. Hava direnişini etkileyen faktörler havanın yoğunluğu, bisiklet ve kullanıcının ön alanı ve aerodinamik yapısıdır. Bisikletle giderken ayağa kalkarsanız ön alanınız ve bununla beraber hava direnişi de artar. Eğer gidona eğilip uzanırsanız ön alanınızı azaltırsınız ve böylece hava direnişi azalır. Bisikletin fren ve vites kabloları hava direnişini rahatlıkla 10 gramdan fazla artırabilir. Kablolar gidonların ve kadronun içinde olmalı. Hava direnişi aynı şekilde, havanın daha kolay akıp gitmesini sağlayacak yapıdaki şekillerle de azaltılır. Sürüş sırasında hava direnişinin %25’inden bisiklet, geriye kalanından sürücü sorumlu olur.</p>
<p style="text-align: justify;">10 kiloluk bisiklet üstünde 70 kiloluk bir sürücünün mücadele etmesi gereken kuvvetler:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="1">
<tbody>
<tr>
<td style="width: 50px; height: 20px;"><strong>Hız</strong></td>
<td style="width: 100px; height: 20px;"><strong>Hava Direnişi</strong></td>
<td style="width: 100px; height: 20px;"><strong>Dönme Direnişi</strong></td>
<td rowspan="9"><img title="Hava Direnişi" src="http://www.paganx.org/wp-content/adg.jpg" alt="Hava Direnişi" width="244" height="148" /></td>
</tr>
<tr>
<td>5 km/s</td>
<td>0, 41 Watt</td>
<td>4,47 Watt</td>
</tr>
<tr>
<td>10 km/s</td>
<td>3,28 Watt</td>
<td>8,94 Watt</td>
</tr>
<tr>
<td>15 km/s</td>
<td>11,09 Watt</td>
<td>13,40 Watt</td>
</tr>
<tr>
<td>20 km/s</td>
<td>26,28 Watt</td>
<td>17,87 Watt</td>
</tr>
<tr>
<td>25 km/s</td>
<td>51,32 Watt</td>
<td>22,34 Watt</td>
</tr>
<tr>
<td>30 km/s</td>
<td>88,69 Watt</td>
<td>26,81 Watt</td>
</tr>
<tr>
<td>35 km/s</td>
<td>140,83 Watt</td>
<td>31,27 Watt</td>
</tr>
<tr>
<td>40 km/s</td>
<td>210,22 Watt</td>
<td>35,74 Watt</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">Hava direnişini bulmak için:</p>
<p style="text-align: justify;">F=(A*C*p*v^2)/2<br />
A=Bisiklet ve sürücünün toplam ön alanı. Sıradan bir bisiklette bu alan 0,3 ve 0,6 arasında değişir.<br />
C= Drag Katsayısı, 0,3 ve 0,6 arasında değişiyor.<br />
p=Havanın yoğunluğu. Yükselik arttıkça hava yoğunluğu azalıyor. Deniz seviyesinde 1,226<br />
v^2=Hızın karesi. Bisikletin hızının ve eğer karşı istikametten rüzgar geliyorsa ikisinin toplamının karesi</p>
<p style="text-align: justify;">Ön alanı 0,5 m2 ve drag katsayısı 0,5 olan 10 m/s hızla giden bir bisikletin maruz kaldığı hava direnişi: f=(0,5*0,5*1,226*10^2)/=15,3 Newton ve bu hızda bu kuvvete karşı koyabilmek için üretmesi gereken güç: 15,3*10=153 Watt</p>
<h2>Yerçekimi</h2>
<p style="text-align: justify;">Düz yolda bisikletin ağırlığı lastiklerin daha çok deforme olmasına neden olur ve böylece dönme direnişi artırır. Ama ne var ki daha önce belirttiğim gibi, hava direnişi dönme direnişinden çok daha büyük olur (yüksek hızlarda). Yerçekimi asıl gücünü yokuşlarda gösterir ve bisikletçinin mücadele etmesi gereken en önemli kuvvet haline gelir. Yokuşun derecesi arttıkça yerçekiminin uyguladığı kuvvet de artar.</p>
<p style="text-align: justify;">%8 eğimli bir yokuş, her 100 metrede 8 metre yükselen yokuş anlamına gelir. 2000 metre uzunluğunda %8 eğimli bir yokuşu çıkmak isteyen 10 kg bisiklete binen 70 kiloluk sürücü w=m*g*h yani w=80*9,807*8=125529,6 Joule iş yapmış olur. Güç ise bildiğiniz gibi işi yapma oranıdır. Yani işin ne kadar zamanda yapıldığı. Eğer bisiklet sürücüsü 5 dakikada bu yokuşu çıkmak istiyorsa p=w/t yani p=6276,48/20=418,4 Watt güç üretmek zorundadır. Bu sadece yerçekimi kuvvetine karşı koymak için gerekli olan güç. Dönme ve hava direnişlerini hesaba katmıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısaca yerçekimi kuvvetini bulmak için:</p>
<p style="text-align: justify;">f=m*g*s<br />
f=kuvvet<br />
m=bisiklet+sürücü+ön ve arka tekerin toplam ağırlığı<br />
s= Eğimin derecesi (%8’lik eğim için 0,08)<br />
f=82*9,807*0,08=64,3 Newton</p>
<h2>Eylemsizlik Kuvveti</h2>
<p style="text-align: justify;">Newton’un 300 yıl önce ortaya attığı “Hareketin Korunumu Kanunu’na göre bir cismin hızını azaltmak veya çoğaltmak için ona kuvvet uygulamak gerekir; yoksa cisim aynı hızda ve aynı yönde yoluna devam eder. Duran bir bisikleti harekete geçirmek için, ya da hareket eden bir bisikleti durdurmak veya hızlandırmak için kuvvet uygulamanız gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Belirli bir hızla giderken mücadele etmeniz gereken sadece dönme direnişi ve hava direnişi. Eğer bu iki faktör olmasa bisikleti belli bir hıza çıkarırdınız ve pedal çevirmeden yolunuza devam edebilirdiniz. Sabit hızda giderken hızınızı artırmak için bu iki faktöre ilaveten eylemsizlik kuvvetine de karşı koymanız gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">F=m*a<br />
F=kuvvet<br />
m=bisiklet+sürücü<br />
a=ivme.</p>
<p style="text-align: justify;">İvmeyi bulmanız için yapmanız gereken son hızdan ilk hızı çıkarmak ve bunu zamana bölmek. Bisiklet 10 metre saniye hızdan 20 metre saniye hıza 5 saniye çıkıyorsa ivme de (20-10)/5=2 m/s^2 olacaktır. Toplam ağırlığı 80 kg olan bisiklete bu ivmelendirmeyi yaptırmak için f=80*2=160 Newton kuvvet gerekecektir. Buna ek olarak bisikleti hızlandırmanız gerektiği gibi, aynı zamanda bisikletin tekerlerinin dönme hızını artırmak için de ayrı bir kuvvet harcamanız gerekiyor. Buna tekerin eylemsizliği deniyor. Ama fazla matematiğe kaçmamak için bunu yok sayıyorum.</p>
<p>***</p>
<p style="text-align: justify;">Peki hafif bisikletin bize getirisi ne? Yani eğer bisikletimiz 1 kg daha hafif olursa ne kazanırız? İsterseniz bunu hesaplayalım.</p>
<p style="text-align: justify;">1. Sürücü (70 kg)<br />
Bisiklet 10 kg<br />
Ön Teker : 800 gr.<br />
Arka Teker: 1000 gr.</p>
<p style="text-align: justify;">2. Sürücü (70 kg)<br />
Bisiklet 11 kg<br />
Ön Teker: 800 gr.<br />
Arka Teker: 1000 gr.</p>
<p style="text-align: justify;">Her iki sürücünün de ortalama 300 Watt güç ürettiğini varsayalım. Bu iki bisiklet %5 eğimli 1000 metrelik bir yokuşu çıkmaya başladılar. Aradaki fark ne kadar olur?</p>
<p style="text-align: justify;">Önce bisikletçilerin mücadele etmesi gereken sürtünme kuvvetini bulalım:<br />
1) f=(70+10+0,8+1)*0,004*9,807=3,2 Newton<br />
2) f=(70+11+0,8+1)*0,004*9,807=3,24 Netwon</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi sıra yokuş yüzünden ortaya çıkan yerçekimde<br />
1) f=(70+10+0,8+1)*0,05*9,807=40,11 Newton<br />
2) f=(70+11+0,8+1)*0,05*9,807=40,6 Newton</p>
<p style="text-align: justify;">Toplam kuvvet<br />
43,31 Newton<br />
43,84 Newton</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi hava direnişini ve hızı bulmamız lazım. Ama sorun şu ki hava direnişi olmadan hızı ve hız olmadan da hava direnişini bulamıyoruz. Bunun için şöyle bir denklem kullanmamız gerekecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Hava Direnişi=(Alan*Katsayı*Hava Yoğunluğu*Hızın Karesi)/2<br />
Hava Direnişi=(0,5*0,5*1,226*x^2)/2<br />
Hava Direnişi=0,15325*x^2</p>
<p style="text-align: justify;">1. Bisiklet için<br />
Güç=(Sürtünme+yerçekimi+havadirenişi)*Hız<br />
300=(43,31+0,15325*x^2)*x<br />
x=6,117 metre saniye</p>
<p style="text-align: justify;">2. Bisiklet için<br />
300=(43,84+0,15325*x^2)*x<br />
x=6,064 metre saniye</p>
<p style="text-align: justify;">Yani iki bisiklet arasında çok çok az bir hız farkı var. Bu iki bisiklet yarışsa 1. bisiklet sadece 1.42 saniye farkla diğerini geçebilecek. Bu sıradan bir kullanıcı için önemsiz gibi gözükebilir. Ama profesyonel bir yarışçı için oldukça önemli sayılabilecek bir rakam. Ama bildiğiniz bisikletin fiyatları kilo arttıkça katlanarak artıyor. 12 kiloluk bir bisikleti 2 milyar alabilirken, 9,5 kiloluk bisikletler 7-8 milyara alıcı buluyor. O yüzden bisikleti sadece zevk için kullanacaksanız, veya ulaşım amaçlı kullanacaksanız, bisikletin kilosuna fazla takılmanıza gerek yok. Unutmayın ki parçalar hafifledikçe dayanıklılıları da azalıyor. Bu tür parçalar kısa dönemler için, yani sponsorları sayesinde kolaylıkla onları alabilen yarışçılar için yapılıyor. Onlar bu parçaları senelerce kullanmıyor. Bazı parçalar hafif olmasına rağmen daha esnek oluyor ve bu da enerji kaybına neden oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Tekerlerdeki ağırlığı azaltmak, bisiklet veya sürücünün ağırlığını azaltmaya oranla sanılanın aksine çok çok az bir fark yaratıyor. En büyük fark bisikletin aerodinamiğinde. Kraig Willet adlı bir matematikçi bir model yapıp tekerlerin ve aerodinamizmin performans üstündeki etkilerini hesaplamış:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="1">
<tbody>
<tr>
<td style="width: 200px; height: 15px;"></td>
<td style="width: 170px; height: 15px;"><span style="font-size: xx-small;"><strong>Düz yol (Ortalama Güç Watt)</strong></span></td>
<td style="width: 170px; height: 15px;"><span style="font-size: xx-small;"><strong>Yokuş (Ortalama Güç Watt)</strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Normal Bisiklet</strong></td>
<td>193,66</td>
<td>237,2</td>
</tr>
<tr>
<td>%50 daha az ön teker ağırlığı</td>
<td>193,38 (%0,14 azalma)</td>
<td>236,3 (%0,38 azalma)</td>
</tr>
<tr>
<td>%50 daha az arka teker ağırlığı</td>
<td>193,3 (%0,19 azalma)</td>
<td>236,1 (%0,46 azalma)</td>
</tr>
<tr>
<td>%50 daha ön teker eylemsizliği</td>
<td>193,63 (%0,015 azalma)</td>
<td>237,19 (%0,004 azalma)</td>
</tr>
<tr>
<td>%50 daha az arka teker e.sizliği</td>
<td>193,62 (%0,020 azalma)</td>
<td>237,18 (%0,008 azalma)</td>
</tr>
<tr>
<td>%50 daha az ön teker dragı</td>
<td>190,09 (%1,8 azalma)</td>
<td>234,7 (%1,1 azalma)</td>
</tr>
<tr>
<td>%50 daha az arka teker dragı</td>
<td>192,49 (%0,6 azalma)</td>
<td>235,3 (%0,8 azalma)</td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td>4,5 kg daha az sürücü ağırlığı</td>
<td>190,2 (%1,8 azalma)</td>
<td>229,5 (%3,2 azalma)</td>
</tr>
<tr>
<td>%50 daha az sürücü dragı</td>
<td>143,4 (%26 azalma)</td>
<td>204,3 (%13,9 azalma)</td>
</tr>
<tr>
<td>%50 daha az kadro dragı</td>
<td>186,4 (%3,7 azalma)</td>
<td>232,1 (%2,2 azalma)</td>
</tr>
<tr>
<td>%50 daha az dönme direnişi</td>
<td>174,8 (%9,7 azalma)</td>
<td>225,5 (%4,9 azalma)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">Gördüğünüz gibi sürücünün mücadele etmesi gereken en önemli kuvvet kendisine karşı gelen hava direnişi. Sürücü ürettiği gücün %60’ını kendisine, %8’ini tekerleklere, %8’ini kadroya karşı gelen hava direnişine; %12’sini dönme direnişine; %0,5’i tekerlerin eylemsizliğine ve %8’ini de sürücü+bisikletin eylemsizliğine harcamak zorunda. Tekerlerin eylemsizliği çok önemsiz çünkü eylemsizlik sadece hızlanmalarda etkisini gösteriyor ama bu bile sizin ve bisikletin ağırlığının yanında çok ufak bir önem arz ediyor. Tekerin performansında en önemli etken aerodinamiği ve sonra 10 kat daha önemsiz olan ağırlığı ve son olarak 100 kat daha önemsiz olan eylemsizliği.</p>
<p style="text-align: justify;">Bisiklet endüstirisi senelerce uğraşıp gerçekten başarılı ve çok hafif ürünler ortaya çıkarabildi. Ama artık dikkat daha aerodinamik bisikletler üretmeye doğru kayıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.paganx.org/bisiklette-hafiflik-ve-aerodinamizm.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
